
Hard'N Heavy Night
Psycho Circus (Hard'n Heavy) http://www.myspace.com/psychocircustr
Mekan: Orta Dünya FRP Cafe & Rock Bar
Kapı Açılış: 21:00
Giriş Ücretsiz
http://www.myspace.com/ortadunya
Bekar Sokak No:14 Taksim/İstanbul (Megavizyon'un Karşı Sokağı, Sağ sırada Tavbar'ın üstü, Mecaz'dan sonraki bina)
Hard'N Heavy Night Her Cuma @ Orta Dünya
İran - Rock - İdam
İranr17;lı Rock müzik sanatçısı "Behzad Khiavchi" ve grup arkadaşları din motifli müzik yapmadıkları için idam cezasıyla karşı karşıyalar. Sanatçılara destek olmak için Türkiyer17;den, içinde hepimizin yakından tanıdığı Nejat Yavaşoğulları, Cahit Berkay, Vedat Sakman gibi isimlerin de bulunduğu bir grup sanatçının başlattığı "İranr17;daki idam vahşeti hemen durdurulsun" başlıklı imza kampanyasının metni şöyle...
"İranr17;daki idam vahşeti hemen durdurulsun!
Basının birinci sayfa haberlerinde yer alan idamlar, insanlık tarihinin yüz karası uygulamalardır.
Son aldığımız haber ise tüyler ürperticidir.
Molla rejiminin idam mangaları şimdi de sanatçılara yönelmiştir.
Şarkılarını insanlık için yaptığını söyleyen rock müziği sanatçısı, Behzad Khiavchi ve grup arkadaşları, sistemin dini önermeleri içeren müzik yapma kuralını kabul etmedikleri için idam tehdidi ile karşı karşıyadır.
Türkiyeli sanatçılar ve sanat dostları olarak, İranlı sanatçı kardeşlerimizin yanında olduğumuzu haykırıyor, İran İslam Cumhuriyetir17;nin insanlık dışı uygulamasını nefretle kınıyoruz.
Sanatçılar derhal serbest bırakılmalıdır.
Behzad Khiavchi ve arkadaşlarına Özgürlük.
Sanat özgürdür susturulamaz."
İlk imzacılar : Orhan Aydin (tiyatrocu), Metin Coskun (tiyatrocu), Yilmaz Onay (tiyatrocu) Gülsen Tuncer (tiyatrocu), Ömer Özgeç (müzisyen), Vedat Sakman (müzisyen), Emin Igüs (müzisyen), Serhat Özcan (tiyatrocu), Semir Aslanyürek (yönetmen), Mustafa Ziya Ülkenciler (Sanat Yönetmeni), Nejat Yavasogullari (müzisyen), Ayse Tütüncü (müzisyen), Alev Akçin (dansçi), Sinan Kaynakçi (müzisyen, Grup PINHANI), Nihat Behram (sair, yazar), Refik Durbas (Sair), Murat Beser (Müzik Elestirmeni).
alıntıdır.
bu insanlar neden bu kadar geri kafalıdır ki? illaki din motiflimi olmalı müzik. ve bu gerikafalılar yüzünden dünya İslam dinini yanlış tanıyor.. yazık..
Hard Rock Grupları..
AC/DC
Aerosmith
Alcatrazz
Alice Cooper
Atomic Opera
Axxis
Badlands
Battleaxe
Beowulf
Black Label Society
Black Obelisk
Blacklace
Blue Oyster Cult
Brand New Sin
Brats
Circle II Circle
Concerto Moon
Dangerous Toys
Deep Purple
Dokken
Edwin Dare
Eric Steel
Erotic Liquid Culture
EZO
Faith And Fire
Fastway
Fifth Angel
Freak Kitchen
Gatlin
Girl
Hall Aflame
Harmful
Heaven
Hologram
I Mother Earth
Icri's Witch
Keegan
Killer Dwarfs
King's X
Kiss
Krokus
Led Zeppelin
Life, Sex & Death
Mad Max
Madison
Manmade God
Masterplan
Michael Schenker Group
Montrose
Narita
Narnia
Neurotica
Pink Cream 69
Q5
Quiet Riot
Rail
Rainbow
Rata Blanca
The Rods
Rollins Band
Rose Tattoo
Royal Hunt
Skew Siskin
Skid Row
Skrapp Mettle
Spread Eagle
Statetrooper
Stryper
Talas
Taraxacum
Thin Lizzy
TKO
Torok
T-Ride
Trust
Twisted Sister
Uriah Heep
Vandenberg
Vanderhoof
Van Halen
Vertex
Viking Skull
Viva
Warhorse (UK)
Warrior
Warrior Soul
W.A.S.P.
Wet Animal
Whitesnake
Wolfmother
X Factor X
Y&T
Nu-Metal
Nu-Metal (nü-metal olarak da bilinir.) 1990'lı yılların başında ortaya çıkmıştır. Alternatif Metal türünün daha da değişime uğramasıyla olmuştur. Zaman zaman Rap müzik türü ile de birleştirildiği görülmüştür.Vokaller Diğer türlere göre daha hızlı ve gene bazı türlere göre daha azdır(İstisnalar hariç).Ayriyetten Gitar hızlı ve daha punk'a yakın bir tarz'da çalınır.Bateri çok hızlı ve net bir ses vermelidir.Nu metal'de vazgeçilmezlerden biri de Turn Table'da yapılan efektlerdir.Genellikle vokalle oynamalar yapılır. Nu metal tarzı müzikler her zaman tartışma konusu olmuştur.Buna verilebilcek en iyi örnek Slipknot'tır.Kısacası Nu metal Punk gibi nerde ne yapacağı belli olmayan ama Metal kadar ağır Rap kadar da hızlı bir müziktir.
ROCK ve HEAVY METAL Dünden Bugüne ....!
1800'lerin sonunda Afrika'dan kopartılarak, başka kıtalara köle olarak getirilen topluluklar, bundan sonraki yaşamlarının devamında birde kökenleri etnik öğelere dayanan müzik türü oluşturdu. Blues adı verilen bu müzik geniş bir zenci kitlesi tarafından üretilip yorumlanmaya başladı. Temelde metal müziğinin alt yapısı gibi davul, bass gitar ve gitardan oluşan tapıya sahipken, sound daha elastik, daha anlaşılır ve temizdi. Sözlerde ise genelde bir tanrıya yakarış ve kabulleniş söz konusuydu. Zaman içerisinde zencilerin hakim olduğu bu müziğe beyazlarda yöneldi. Ama hiçbir zaman bir zenci blues sanatçısı kadar başarılı olamadılar.
Beyaz insanların blues'la buluşması ve onların esarette olmayan yaşamsal rahatlığı müziği farklı formlara sürüklemeye başladı. Daha çok beyaz insanın yaptığı ve daha neşeli, hareketli bir sounda sahip olan rock'n roll ile blues'un eşleşmesiyle karşımıza hala çok kişi tarafından kabul gören Rhythm And Blues'u çıkardı. Tüm bu dönemlere baktığımızda Blues'dan Rock'n Roll'a Rock'n Roll'dan Rhythm And Blues'a albümleri hala çok kişi tarafından alıcı bulan John Mayell, B.B. King, Chuck Berry, Bill Haley, Jerry Lee Lewis, Bo Diddey, Muddy Waters gibi efsane sanatçılar karşımıza çıkmakta.
Bu dönemin peşinden ortaya çıkan bir müzikal oluşum vardı ki pop'un yumuşak ve ticari yapısından uzak, blues'un yakarışlarından farklı bir sounddu. Hard Rock denilen bu müzikal yapı 60'lı yıllarda büyük bir kabul gördü. Cream, MC5 gibi çok ünlü gruplar ortaya çıktı.
Bu dönemde sıra dışı ve tepkici gençlik, muhafazakar kiliseler ve kilise üyeleri tarafından dışlandı. Kilise tarafından metal müzik aforoz edildi. Bu aforoz ve lanetleme daha sonra metal'in şeytan müziği olarak sıfatlanmasına neden olacaktı. Standart bir tapı isteyenler bu gençliğin sıra dışı olmasını istemiyor ve onları toplumdan soyutluyordu. İşte metal ve rock'un şeytani olduğunun vurgulanması da böylece ortaya çıktı.
DÖNEMLERE ŞÖYLE BİR GÖZ ATALIM:
TARİH/METAL MÜZİK/İDEOLOJİ
1.Dönem: 1960-1983
Savaş sonrası dönemde "süpergüç" kullanılan Vietnam'daki hataları ve diğer devlet çöküşlerini görüyoruz. Tüm dünyada uluslar aniden "Vatandaşlar" olarak yardımlaşma sorunu ile karşılaştılar; çevrelerindeki canlıları reddetmeye başladılar. 60'lar ve 70'lerin başı biterken barış ve umut kıpırtıları bile derhal taklit içinde çamurlandı ve öldü. Onun yokluğunda ideolojik yapısı olmayan bir teknoloji ile futurizm geldi. Ve ne kadar asi olduğuna bakmaksızın her şeyi kendi ticari sistemine uyduran bir hal aldı ve bu uydurulmuşluğu sistem haline getirdi. Bu futurizm 80'lere gelindiğinde yabancılaşmanın bir dert olmadığı ama sistemin bir şartı olduğunu ortaya serdi.
Aynı Dönemde Metal Müzik:
Metal, Black Sabbath ile başladı. Bu blues topluluğu modern yaşamın dehşetini vurgulamak için heavy rock'a yöneldi. Aynı dönemde çıkan Led Zeppelin, blues-rock bir yapıya sahipken her iki grup proto-metal'in mimarları sayıldı.
Bu 60'lı yıllarda ortaya çıkan Hard Rock soundunun daha sert ve daha kompleks yapılara bürünmüş haliydi.
Bu dönemde ideoloji:
60'ların çocukları; dünyanın algılarını şekillendirdiğini gördüler ve LSD, ideoloji ve göreneksel makinaların yaygın hatalarının katliyamında parçalandılar. Sonuçta onların yabancılaşması, yeni değerler yaratılmasından çok eski değerlerin takibinin bir kritiği formunu aldı. Onların hareketli toplumla karşılaştıkça ve yaşlanan yapışıklıklar çözüldükçe 60'ların reformcu yapısı zamanın futuristliği içinde hoş bir ilericilik aldanması haline geldi. Bunlarda o günlerdeki her şey gibi ya iflas etti yada daha en başta düşünce bazında çürüdü. Bir çöpçünün leşe gelmesi gibi 1980'lwer ticari ihtirasın parlak kıyımı içinde yuvarlandı ve bu da bir inkar dalgasına ve yeni korkulara yol açtı: İlaçlar, teknolojik savaş, hastalıklar. Ticari sosyal doktrin homurtulu nevrozun altında ümitsiz korkulu bir dönem ortaya çıktı. Tüm sosyal çabaların baştan yanlışlığının fark edilmesi şiddetli ahlak seferlerini yarattı.
2.Dönem: 1983-1988
O döneme tarihsel açıdan bakıldığında, soğuk savaş zirveye ulaşmış ve yatışmıştı. Ancak bu temelleri yeniden oynattı ve güç el değiştirdi. Dünyanın yeni nesilleri sonuçsuz yıllara ve belirsiz politik ikonlara alıştı.
Toplumdan geri çekildiler fakat bu protesto, değerlerinin uygulanışına olmaktan ziyade değer olmayışınaydı. İnsan davranışının ve medeniyetinin gizli yönleri toplumun ilgili üyelerince tartışıldı. Ancak dışarıda uyku devam ediyordu ve çürüyen dünyada "inkar" önem kazandıkça durum kötüleşiyordu.
Metal Müzik:
Bu dönemnin birkaç yıl gerisinde oluşan bir İngiliz istilası başladı. Black Sabbath, Jethro Tull, Budgie, Judas Priest, Motorhead, Def Leppard ve UFO gibi gruplarla başlayan dönem Iron Maiden, Saxon, Venom, Angel Witch, Samson, Tygers of Pantang, Raven gibi bir çok grupla devam etti. Bu dönem dünyada birçok insanı etkisi altına aldı ve bu döneme "New Wave of British Heavy Metal" denildi. Bu tarzda çift gitar uyumu, anlaşılır melodik yapı, düz ama agresif vokal yorumları, gizemli dünyadan politik eleştirilere kadar uzanan konularla birleştirildi. Öyle bir dönemdi ki, Spider ve Samson'un heavy rock'undan Warface'ın death-black metaline kadar bir köprü kuruyordu.
Peşinden speed metalin geleneksel ton yapısı nihilistik, kromatik bir hal aldı. Böylece o dönemde yine ortalıkta olan punk rock'tan doğan bir sentezle death metal'e uzanıldı. Slayer'in çıkışıyla modern metal oluştu ve hemen ardından birçok grup (kromatik, progresive, acemie ve hızlı, ambrent riflerle) death metal'i kişiselleştirdi. Bu dönemde punk'ın hızını ödünç alan bir tür de ortaya çıktı ve bu tütün adı da Thrash Metal'di ve gerçekten kırbaçlarcasınaydı. Müzikal yapıda Twin-Pedal bir zorunluluk haline geldi ama dürt nala giden bir at gibi kullanılmalıydı. Çoğunlukla da kullanılan davulun üst kısmıydı (altolar). İyi bir gitaristin görevi de müziği kısa lead gitar partisyonlarıyla ve doğru zamanda sololarla renklendirmekti. Thrash metal'in kötü özelliği ise kısır bir yapıya sahip olmasıydı. Bundan dolayı çok grup müziklerine klasik yapının (davul-gitar ve bass gitar) yanısıra değişik "Power metal" unsurlarını da kattılar. Bunlar, vokaldeki çığlık yorumları, klavyeler gibi şeylerdi. Diğer bir müzikal yöneliş ise tüm bu eklemeleri reddedenlerdi ki onlarda da değişim vokal yorumunda ağırlıklı oldu. Anlaşılır ama agresif thrash vokalinden, zor anlaşılan brutal bir vokal yorumuna yönelindi. Birçok müzik dinleyicisi bunu kabullendi ve death metal ortaya çıktı.
Thrash ve Death metal'de konular genellikle gelişen modern toplumun teknolojik zararları, yani nükleer tehlike, politik yaşamdaki olumsuzluklardı. Bu nükleer zararların eleştirilmesiyle karşımıza onu temsil eden iskelet, kurukafa, eriyen suratlar gibi sürrealist figürleri de çıkardı. Bunlar zaman içerisinde t-shirt'leri süsledi. Burada vurgulanmak istenen nükleer tehlike ile yok olmak istenmemesiydi. O yüzden iskelet figürleri bir başkaldırıyı temsil etti.
Tabii bunlar zamanla albüm kapakları olarak karşımıza çıktı bu müziğe alışamayan toplumlarda anlaşılamamaktan dolayı tepki aldı. Mesela "Megadeath" parçalarında politika, nazi katliyamlarına olan tepki ve nükleer tehlikeyi ele aldı. Zaten grubun isminin anlamı da, bir nükleer patlamadan sonra ortaya çıkan ölü sayısı veya dünyayı yok eden nükleer patlamada kişi başına düşen nükleer etkiyi simgeliyordu.
Bu Dönemde İdeoloji:
80'lerde iş, gelecek, emeklilik planları ve yabancı savaşların krallığında uygunluk arayan bir tüketici toplumu hakimdi. Yeni teknoloji, yaşamı kolaylaştırdıkça banel hale geldi ve dahası pek çok insanı makinalaştırdı. Sonuç olarak muhalefet doktrinlerde rasyonalistti ve büyük bir makinayı programlamışcasına katıca hesaplanmıştı. Tüm ideolojilerde şiddet ve saldırganlık hakimdi. Dünyada ilişkiler gerginleşti ve yaklaşan ölümünü oluşturmak üzere noktadan koptu. Toplumun resmi ideolojisi "ideolojisizlik" oldu. Zıt fikirlerin farkı, bu değer boşluğunu kapatmak için kucaklaştı.
3.Dönem: 1988'den Günümüze
Soğuk savaş sonrası sebatsızlık ve sosyal sıkıntılar nihilistik ve hatta tek kullanımlık bir toplum yarattı. Çocuklar hayatlarını değersiz saydılar ve anlamsız emek milyonların vaktini alırken, tapınma intiharları gerçekleşti. Müzik yarı gönüllülükle uygunsuz ideallere tam kölelik arasında sürüklenip durdu. Toplumun yaşandıkça 80'lerin cahil ticari şehvetini kaybetti ve kendi estetikten yoksunluğundan habersiz 70'lerin optimizmini geri canlandırmaya kalkıştı. Duygusal nihilizm ön plana çıktı ve öfkeli ruhlar yaşamak için bir sebep yada ölümün anlamını bulmaya çalıştı.
Metal Müzik:
Death metal 1988-1992 arasında duygusal ve temel bir müzik üretti. Sonra ticari basitliğe ve doğmatiğe yada underground yapıya doğru olmak üzere inişe geçti. 1993 müzik ve lirik/filozik alanlarda değişikliklerle geldi. Black metal, duygulu, acılı, gergin ve yıkıma iten psikotik dürüstlüğüyle ortaya çıktı. Metalin romantik çizgisi pek çok yıkıcı işle yinelendi. 1995'te şaşırtıcı derecede hızlı bir şekilde Black metal rağbet gördü. Undergruond'a inişe geçen birçokları eski tekniklerini düzeltip artistik açıdan da uzmanlaşınca Death metal sahneye geri döndü.
Black metal, Heavy metal ve Thrash metal melodilerinin üzerine mistik, karabüyü gibi konuları söz alarak yerleştirip ortaya çıktı. Zaman içerisinde, gitarda teller biraz daha gerginleşti. Vokal çığlığa yöneldi. Nefret ve öfke dolu sözler içeriyordu ve bunu çığlıkla anlatıyordu. Bazı black metal grupları davul yapısında aslen farklı bir tarz olan New Wave'den esinlenip yoğun klavye desteği ile yeni Black metal'i oluşturdu.
İdeoloji:
Death metal bir ritmik senkronlar, nihilistik tonsuzluk, dehşetli lirik yapıları ve ölümsüzlük konusunda vahşi bir ısrar... gibi şeylerle vardı ve en iyileri Morbid Angel, Deicide ve Possessed gibi gruplarla anlatılabilir.
Death metal'in betimleyici, yıkıcı saldırıyı haklı çıkaran silahı mantığıydı. Bu bir thrash-speed grubu olan Slayer'in hayattaki herşeyin karanlık olduğunu söylemesini hatırlatır.
Karanlık, günah, yıkma isteği, bunlar kendi dünyalarını yansıtmayı sağladı. Müzikleri baştan çıkmış sert ve kromatikti. Dünyanın kötü gidişine karşı, şiddete dayanan bir mantık sağlamak için katı ritimler ve iç senkronite kullanılıyordu. Çarpık vokaller ise bireylerin nevrotik kulaklarına her zaman aklı başında, lüzumlu mesajlar veren ticari toplumun antidotuydu (panzehiriydi). Death metal çoğu kez delice ruh ahli karanlıklara sürükleyen ritimlerle çarpılmış ve dışlanmış gamlardan oluşur. Kirli, yıkıcı, bozucu, bulaştırıcı, istila eden ve dialektik çatışmalarla dolu yapısı dünyaya vahşi uyumu yansıtır.
Yeni dünya düzeninde death metal daha nihilistti ve yaşamak için speed metal, grındcore ve diğer türlerden izler taşıyordu. Black metal'dekinden daha az olan organik yapısal bileşimleriyle death metal, metal ağacının önemli bir dalıydı. Yeni Black metal; sadece Hellhammer/Celtic Frost, Sodom, Bathory ve eski devirlerin diğer karanlık ve ilk gruplarının modernizasyonuydu. Death metal'e analık yapan diğer gruplar (Bathory, Sodom...) 1991'e kadar artistik ustalığa ulaşamayan yeni black metalcileri ürün olarak verdiler ve onları kayıp nesil akımlarının ortasında bıraktılar. İdeolojileri daha filozofikti (ve bazen politikti). İnsanlardan kaçan, yıkıcı, yabancılaşmış düşünceleri yaratıcı, oldukça şiddetli ve kompleks ama güzel bir müzik oluşturuyordu. Müzikte ve fikirlerdeki paradoks üzerindeki ısrar black metal'i oluşturdu. Ama cahil kafaların, black metal'in sahtesini yapmanın ve bunu satmanın ne kadar kolay olduğunu anlamasıyla derhal harcandı. Dolayısıyla devamlı gelişen günümüz black metal'i mümkün olduğunca çok dinleyiciyi yabancılaştırmak için anlaşılması güç ve yıkıcıdır. Metalin tüm lirik cazibesinde bulunan karamsarlık black metal'de kendini bireysel gerçeklik kavramlarında gizler ve bu yolla yıkıcılık ama daha çok yaratıcılık olarak yansır. Black metal nihilizmden karmaşıklığa olan evrimdir.
Metal dinlemeyen çoğu kişi metalin korkunç bir şey olduğunu düşünür. Bu insanlar hiç araştırmadan bir tek duydukları dedikodulara yani: "bu grubun bunu yaptığı yada şu grubun şunu yaptığı" gibi şeylere inanırlar. Metal çirkin gerçeklerin dışa vurumudur. Günümüzde birçok kişi bu korku düşüncesini bir sıra dışılık olarak kabul etmiş varlığını hissettirmek için fantastik konuşmalar ve düşüncelere yönelmiştir. Halbuki bu düşüncelerin müzikle değil kişinin varlık sorunuyla ilgisi vardır.
Kullanılmak istenen imaj, metal müziğe zaten karşı çıkan toplumlarda yeni bir karşı çıkış ve dışlama ortaya çıkarmıştır. Kişilerin farklı olma ve varlığını hissetme duygularını bu yöndeki eylem ve imajlara yapması sadece ve sadece metal ve rock müziğe zarar verir. Bilinmesi gerekir ki müziğin bu tip şeylerle alakası yoktur. Sorun kişinin psikolojik yaşamındadır.
Mesela geçtiğimiz günlerde yaşanan bir olayda üç kişinin işlediği cinayet, rock müzik dinleyicisine yansıtılmıştır. Hiçbir şeyden haberi olmayan sadece okuluna/işini gidip gelen ve boş zamanlarında rock dinleyen ve müzik üreten insanlar, birden suçlamalarla karşı karşıya kalmıştır. Çok genç yaştaki bu topluluk ki sayısı bilinmez. Belli bir zan altında bırakılıp toplum dışına itilmeye çalışılmıştır. Oysa ki, çoksesli ve zengin bir müzik olan rock/metal'i dinleyen ve genelde kültürel olarak gelişmiş veya gelişmekte olan o insanların konu ile ilgisi olmamıştır. Cinayet çarpık bir şeydir. Bunu kılığı kıyafeti, şekli şemali rock müzik dinleyen veya siyah giyinip saç uzatan gibi bir tanımlaması olamaz. Bu tür suçlama veya karalamalar, o tip insanların şüpheci ve paranoya bir yaşama sürüklenmesine neden olur. Bu da toplumsal ve bireysel gelişim için zararlıdır. Bu tip şeylerle rock/metal müziğin birebir tanımlanması yanlıştır. Heleki toplumumuzda bu müziği dinleyenlerin genç ve kültürlü bir kesimi olduğuna dikkat edilirse bu tamamen yanlıştır.
Kişileri zan altında bırakıp, ailesiyle, arkadaşlarıyla ve çevresiyle olan bağlarını koparmamak gerekir. Eğer bir kişinin sorunu var ise ona ilk yardımcı olacak kişiler ailesidir. Anlamak, dinlemek gibi şeylerle başlayan eğitim iyi sonuçlar verecektir. Çocuklardan çoğu şu an beni kimse anlamıyor, dinlemiyor diye çığlık atmakta. Bir süre sonra kimse beni anlamadı diye içe dönük, bastırılmış, sorunlu bir kişiliğe yönelecektir. Biraz daha sınırları yıkalım, çocuğun bir sorunu varsa dinleyelim. Bu reddetme sadece toplumdan ve çevremizden kendimizi kurtarmak gibi görünür ama aslen cehalet ve basitliktir.
Rock müzik dünyada akademik bir hal almıştır. Artık bilimselleşen bu müziği bu tür alakasız şeylerle karıştırmayalım. Bir müzik türüdür bu. Eski bir türkünün dediği gibi "Telli sazdır bunun adı Şeytan bunun neresinde?"
Maiden Hakkında Bilinmeyenler
ARAN 1 :Iron Maiden,Live After Death ile dünyada uzun metrajlı konser videosunu çıkaran ilk grup oldu.
VARAN 2 :World slavery tour'da 100.000 mili aşan Iron Maiden,tur boyunca 7,778 otel odası kullandı, 6,932 gitar teli eskitti, 3,760 baget parçaladı, 3,008 penayı kırdı, 50,000 üzerinde bira, 30,000 üstünde soft içki, 6,000 süt şişesi, 2,500 portakal suyu tüketti.
VARAN 3 :Bruce Dickinson,Samson'la beraberken bir konserde çığlık attı ve mekandaki bir camın çatlamasına sebep oldu.Bu olaydan sonra hayranlar ona ''air raid siren''(uçak sireni) labakını yakıştırdı.
VARAN 4 iece of Mind'da Trooper ile Still Life arasında Nicko'nun tersten çalan bir konuşması vardır.Nicko orada aslında şunu demektedir''what ho said the thing with three bonce,don't meddle wiith things you don't understand''.Bu ''Number of the Beast'ten dolayı onlara satanist damgası vuran yobazlara karşı söylenmiş bir laftır.
VARAN 5 :Nicko gruba girdiğinde Clive'nin ayrıldığı açıklanmamıştı,o yüzden Nicko grupla beraber ilk çaldığı televizyon programında Eddie maskesi taktı.Maiden'la dostluğu eskiye dayanan Nicko ,ayrıca'' the number of the beast'' klibindeki şeytanlardan biriydi.
VARAN 6 :Iron maiden'in ilk iki albümünde söyleyen çılgın solist Paul Di'Anno gruptan ayrıldıktan sonra müslüman oldu.Eşinin ona Kuran'ı Kerim vermesinden sonra kitabı okuyan ve ondan çok etkilenen Paul,Brezilya'da yaşıyor.
VARAN 7 :Clive Burr,Maiden'dan ayrıldıktan sonra Alcatrazz,Trust,Gogmagog,Desparado ve Praying Mantis'te çaldı.Burr,2001 yılında Multiple Sclerorsis sinir hastalığına yakalandı.Iron maiden,bu hastalık ve Burr'ü iyileştirmek amacıyla üç konser verdi,bununla kalmayıp Clive Burr MS vakfı'nı kurdular.
VARAN 8 :Nicko yakın zamanda eski megadeth bassçısı Dave Ellefson ve eski Anthrax gitaristi Dan Spitz ilebir grup kurdu.Akıbeti belli olmayan ve sadece tek şarkı kaydeden grubun vocalisti ise -inanılmaz ama gerçek-Vanilla Ice
hardcore nedir?
Hardcore, kısa, gürültülü, ve çok hızlı gitar değişiklikleri kullanıp, öfkeli müzikler yapan gruplar tarafından şekillendirilen, punk rock türünün daha yoğun ve kuvvetli bir versiyonu olarak doğdu. Müzik kadar, şarkı sözleri de üslup olarak hayli öfkeli ve çoğu zaman siyasiydi.. Hardcore müzik akımı Kuzey Amerikar'da, öncelikle Los Angeles, Washington, New York City, Vancouver, Boston gibi büyük şehirlerde gençliğin öfkesini dile getirmek için bir araç olarak başladı. Hatta r0;A Tribal Historyr1; isimli yazısında yorumcu Steven Blushr'a göre r0;hardcore, punk rockr'ın 'varoş gençlik' için olanıydı.r1; Çoğu hardcore grubunun şarkı sözleri sosyal hiyerarşiye ve sınıf farklılıklarına oluşan öfkeden doğan bir anarşizm düşüncesini temel alıyordu.. r0;Hardcorer1; isminin temeli aslen punk rockr'ın zamanla yumuşaması, esnemesi ve uyuşturucuyla alkolden sıyrılmasına dayanıyordu. Buna tepki olarak 1981 senesinde Vancouverr'lı D.O.A. grubu r0;Hardcore 81r1; isimli bir albüm çıkardı. Ve hardcore ismi ilk kez kullanılmış oldu.
American Hardcorer'..
1976-78 arası İngiliz punk dalgası gibi, Amerikan hardcorer'u da türünün gelişmesi için sıkı ve sağlam bir hareket içindeydi. Müzik, The Ramones, Wire ve The Dickies gibi gruplardan öğeler de içeriyordu. Amerikan hardcorer'un doğuşu için önemli sayılabilecek gruplar ise The Germs, Middle Class, Fear, D.O.A. ve özellikle Washingtonr'lu grup Bad Brains idi. Los Angelesr'in KROQ radyo istasyonunda r0;Rodney on the ROQr1; isimli bir radyo şovu hardcore için büyük önem taşıdı. Hardcore müzik türünün özellikle Californiar'da popüler olmasına yardım etti. Hardcore müziği tanıtan Flipside, Maximum RocknRoll ve benzeri dergiler de tüm ülkeyi dolaştı. Böylece hardcore müzik, Amerikar'da şiddet ve öfkeyi temsil eden müzik türü olarak bilinmeye başladı. Bu durum özellikle r0;The Decline of Western Civilizationr1; isimli bir filmden sonra oluştu. Çünkü filmin şiddet sahnelerinde hardcore müzik kullanılıyordu. Hardcore müzik ayrıca kaykay ve benzeri adrenalin dolu şehir sporlarıyla da bağdaşmış oldu. 1980 ve 1984 arası, yani hardcorer'un ilk dönemi olarak tabir edilen periyodda etkili olan gruplarsa şunlardı: Washingtonr'lu Minor Threat, Los Angelesr'lı Black Flag, Vancaouverr'lı D.O.A., Torontor'lu Zeroption, Bostonr'lu S.S.Decontrol ve tabiki halen aktif olan San Franciscor'lu ünlü grup Dead Kennedys. Black Flag grubunun 1981r'de çıkan albümü r0;Damagedr1; hardcore müziğin agresifliğini müzikal anlamda içeriyordu. Çok geçmeden yarı militan bir grup olarak müzik hayatına başlayan S.S.Decontrol agresif ve asi Amerikan gençliğinin lideri oldu, hardcorer'un dahi sınırlarını aştı. Bu tip kült grupların etkisi halen sürmekte..
Amerikan Hardcorer'unun Etkisi
Hardcore, özellikle Amerikar'da rock müzik üzerinde etki sahibi oldu. Heavy metal grubu Metallica, metal ile hardcorer'u ilk birleştiren gruplardan biriydi. Metalin tekniği ve gitarını, hardcorer'un hızıyla ve agresifliğiyle birleştiriyorlardı. Bu tip müzikler sonraları thrash metal ya da alternatif speed metal adıyla anılmaya başlandı. Metallicar'nın yanında Megadeth ve Slayer da benzer tarzlarda müzikler yaptılar.. 1985r'te New Yorkr'lu grup S.O.D (Stormtroopers of Death), r0;Speak English or Dier1; albümünü çıkardı. Albüm heavy gitar soundu, hızlı baterisi ve gitar riffr'leriyle thrash metale yakın olmasına rağmen, aslen thrashr'ten ayrılıyordu. Çünkü albümde gitar solosu hiç yoktu ve bol bol r0;moshr1; olarak tabir edilen bozuk gitar cızırtıları vardı. Suicidal Tendencies (ilk yılları) ve DRI gibi gruplar da buna benzer müziklere sahipti. Grunge da hardcorer'dan etkilenen müzik türleri arasındaydı. Eski grunge, Black Sabbath ve Black Flagr'den etkilense de Mudhoney ve Nirvana gibi gruplar bu soundr'u punk içinde ele alıyordu. İşin aslı, bir keresinde Nirvanar'nın lideri Kurt Cobain müziklerini tarif ederken r0;Black Flag ve Black Sabbathr'dan etkilendiklerinir1; açık açık söylemişti. Bu durum Amerikan hardcorer'un 90r'larda tekrar yenilendiğini gösteriyordu. Kuzey Amerika dışında hardcore müziğin etkisinin o kadar yaygın olduğunu söylemek zor. İngilterer'de The Exploided ve The Anti-Nowhere League bu tip müzikler yapıyordu, aynı zamanda diğer hardcore grupları gibi sosyal konulara da değiniyordu. Bu gruplar aslında Sham 69r'dan etkilenmişti ve müzikal anlamda Amerika kadar agresif değillerdi... Hardcore her ne kadar 80r'lerde boy gösteren bir müzik akımı olsa da halen hardcore benzeri agresif punk rock ya da hardcore metal yapan gruplar yok değil. Aslen 80r'lerin sonunda hardcore misyonunu tamamlamış ve polüleritisini kaybetmiştir. Ama günümüzde bu türü başarıyla temsil eden (ve büyük bir çoğunluğu doğal olarak Amerikar'lı olan) halen pek çok grup vardır...
hayko ve şarkıların hikayesi
siren
arabesk kültürü olan bir şarkı bu alemden ayrı
melekler
MELEKLER kraldır rakı parçasıdır sözlerine melodisine kadar en kral arabesk şarkısıdır albümün tek yavaş şarkısı ballad ıdır dümdüzdür ölü gibidir
bilmezsin
ozansı türkü tadı taşıyan bir şarkı
bonus
vokal tekniği olarak burada başka bir şey yaptım eski bir vokal tarzı uyguladım hikayesi hayli ağır hitap şarkısıdır günümüz sorunlarına gönderme yapıyorum bu şarkının sonunda!!!!
sıkı tutun
benim kuzenim için yaptığım bir şarkıdır zor şartlar altında evlendi dimdik yürümelerini istediğim için yazmıştım ben bu şarkıyı onlara düğün hediyesi için yazmıştım ama boşandılar... bende şarkının hissiyatını biraz deiştirdim bir kısmı geçmişte kalan bir anı gibi..
sonra görüşelim
altındaki arabayı sat öyle gel diyorum mesela orada materyal değil dediğim altındaki araba dediğim g.tü mesela önce sana bi çakacaklar hayatı öğreneceksin sonra gel..
bertaraf et
hayatını bertaraf et gibi bi durum oradaki aslında orada bertaraf et dediğim şey ç.k ondan bir kop öyle gel..
777
şarkının adının bir anlamı yok parçayı kaydederken isim bulamayıp bilgisayara bu şekilde kaydettim HERKES BİR ŞEY ARIYOR ALTINDA..
albümün en oturaklı ve aklı basında parçasıdır ipodlarında dinleyecekler diye çok güzel şekilde mix ledim bu parçayı
yalnız kalsın
parça başladığında bir kılıç alıp koşturmak istiyorum tam bir braveheart durumu yaratıyor bende
rolling stone / haziran
Heavy metaLin 10 İLki
Türkiye'de ilk Heavy Metal grupları 1980 yılında kurulan Devil ve Whisky'dir.
2) İlk yerli Türkçe sözlü metal albümü Whisky'e ait "Babaanne" albümüdür. (1986, Piccatura Plakçılık)
3) İlk Heavy Metal demosu Ankaralı Hazy Hİll tarafından "Murky Bedlam" adıyla yayınlanmıştır. (1989)
4) İlk yerli İngilizce sözlü yasal metal albümü Pentagram'ın kendi adını taşıyan ilk albümüdür. (1990, Nepa Müzik)
5) Tüm zamanların en satan yerli heavy metal albümü Pentagram'a ait "Anatolia" albümüdür. (1996, Tempo Müzik)
6) Tamamı kadınlardan oluşan ilk Heavy Metal grubu Bursalı Volvox'tur.
7) Türkiye'ye ilk gelen yabancı metal grubu Alman Grinder'dir.Grubun Pentagram ve Akbaba gruplarıyla verdiği konser 12 Mayıs 1990 tarihinde Harbiye Açıkhava Tiyatrosunda (Şimdiki Cemiz Topuzlu) düzenlenmiştir. (Daha önce nispeten yumuşak soundlu gruplar Omega ve DD Band de bu başlıkta sayılabilir).
8 ) İlk bağımsız Heavy Metal dergisi Laneth'dir. (Mayıs 1991)
9)Türkiye'de konser vermiş yabancı gruplar içinde en yüksek bilet satışı gerçekleştirmiş olan grup Metallica'dır.25 Haziran 1993 tarihinde İnönü Stadı'nda gerçekleşen konserin öngrubu The Cult'tı.
10) Yurtdışında konser veren ilk grubumuz Hazy Hilldir
Bazı MeTaL bilgileri
7" : Müzikteki 7 notadan esinlenerek isim verilmiş, genellikle 2-3 şarkı içeren plaklara verilen isim..(10" çeşidide vardır)
12" : Rivayetlerden, 12 havariden yada 12 telli gitardan esinlenerek isim verilmiş ve genellikle 4-5 şarkı içeren plağa verilen isim..
666 : İncilde geçtiğine göre, satanik yaratıkların yeryüzüne geldiğinde insanların sağ ellerine yada alınlarına yazdıkları rakamlardır. Bu rakamlara "Hayvanın (keçi, yani şeytan'ın) rakamları" yada "Hayvanın işareti" denir. Bu rakam direkt olarak şeytan ve anti-hristiyanlarla bağdaştırılır..
AC/DC : Ünlü grubun isminin nerden geldiğine dair pek çok yorum vardır, bunlardan en komiği "Anti-christ, Devil's children" yani "Anti-Hristiyan, Şeytanın Çocukları" dır..İsmin orjinali ise M.Young'un kızkardeşi Margaret'in, elektrik süpürgesinin arkasında gördüğü yazıdır.Bilindiği gibi ac/dc elektrikte doğru akımı ifade eder.
Air Drums : Genelde müzik çalarken gaza gelen insanların olmayan bateriye, ellerindeki olmayan bagetleri ile vurarak bateri çaldıklarını hayal edip, müziğe kendince ritm tutma halini ifade eden terim...
Air Keyboard: Air Drums durumunun klavye versiyonu..
Anathema: Bir kişiyi bir gruptan, bir ortamdan ayırmak, soyutlamak için yapılan büyünün adıdır.(Aforoz etmek anlamındada kullanılır)
Burzum : Hristiyanların karanlığı, Paganizmin ışığı demektir.Bu kelime Yüzüklerin Efendisi serisinden türetilmiştir (Burzumishi)
Charon : Yunan mitolojisinde, ölüleri Styx nehrinden yeraltına taşıyan botu kullanan kişidir. Ayrıca Dante's Inferno eserinde günahkar ruhları Acheron nehrinde taşıyan botu kullanan kişi olarakta geçer.
Children Of Bodom : 1960 yılında, Güney Finlandiya'da Bodom gölü yakınlarında bir seri-katil tarafından 4 küçük çocuk öldürüldü. Ve Katil 2004 yılının başlarında bir raslantı sonucu yakalandı. Çocukları göl kıyısına taşıyan otobüs şöförüydü. Finlandiya'lı melodik death metal grubu "Children Of Bodom" bu olaydan esinlenerek gruplarına bu ismi seçmişlerdir.
Cutter : Dinledikleri müzikten etkilenerek, vücutlarını kesen, çizen insanlara verilen isim...Bizdeki müslüm baba ve jiletçi dinleyen tayfasının metal modeli..Façacı..
Compilation (Albüm) : Çeşitli grupların/sanatçıların şarkılarının bulunduğu toplama albüm. Derleme..(Bir grubun kendi compilation albümüde olabilmektedir)
Cover : Genellikle, bilinen ve başarılı şarkıların, diğer gruplar/sanatçılar tarafından
yeniden yorumlanması..
Dimmu Borgir : Üzerinde, Sisli Kalenin bulunuğu İzlandada bir dağın adıdır.
Distortion : Gitarlarda ses dalgalarının metalikleştirilmesi sonucu ortaya çıkan yeni ses.
EP : Extended Play : Singledan daha uzun veya birden fazla şarkının, piyasaya tek tarafı(kaset,cd vb.) dolduracak şekilde sürülmesi..Genellikle 4-5 şarkıdan oluşurlar..
Gain : Amplifikator devrelerdeki kuvvetlendirme oranı.. Desibel cinsinden ölçülür, kabaca giriş sinyalinin çıkış sinyaline ölçüsünü verir..
Goth: 70'lerin sonu, 80'lerin başında punktan etkilenerek doğan bir alt kültür ve 18. ve 19. yüzyıllarda grotesk, gizemli ve ıssız anlamlarında kullanılmış olan bir kelimedir.
Grim: Ölüm habercisi olarak bilinen dev siyah köpeğin adı. İnanışa göre biri onu gördükten kısa bir sonra ölürmüş..
Harmonic: Gitarda, sesin-notanın bir oktav üstünü çıkartabilmek için kullanılan tekniğin adı.
Artificial Harmonic : Harmonic tekniğinin tüm gitar perdelerinden yapılabilmesidir.Yaygın kullanım "Pantera" grubunda görülebilir..
Iron Maiden : Ortaçağda kullanılan bir işkence aleti. Bunu bir çivili tabuta benzetebiliriz.Kişi içine yatırılır ve içe doğru çivileri olan kapak üstüne kapatılır, gerisi hayal gücünüze kalmış...
Kalmah : Karelian lehçesinde (Fince ve Rusça karması eski bir dil) "ölümüne", "mezara kadar" manasına gelen kelime..
Kvlt : Metal grupları arasında, çok nadir olarak ortaya çıkan, sanat şahaseri olarak adlandırılan albümlere verilen ad.Başyapıt...
Marduk : Sümerlerde fırtına ve yağmur tanrısı..
Megadeth : Bir nükleer patlamada ölebilecek milyonlarca insanı tanımlayan bir terim..
Metal Sign: Bildiğimiz parmaklarla yapılan metal işareti, işaret ve yüzük parmağının açık orta, yüzük ve baş parmakların kapalı olduğu işaret.Internetteki simgesi \m/ şeklinde gösterilir. Metal ortamına bu işareti Ronnie James Dio kazandırmış ve buna "Kötülüğün Gözü" adını vermiştir.
Metaller : Heavy Metal fanlarına verilen isim.(metalhead, headbanger)
Metallica : İsim, Lars Ulrich tarafından, Ron Quintana'dan çalınmıştır.Ron, Metallica adında bir heavy-metal dergisi çıkarmak istiyordu. Ama Lars Ulrich bunun iyi bir isim olmayacağı konusunda Ron'u ikna edip kendi gruplarına isim olarak koymuştur..
Mosh : Müziği, şarkıyı dinleyenlerin aşka gelip birbirlerini ittirme-kaktırma eylemi.Pogo olarakta bilinir..
Moshpit : Genellikle death-metal, trash metal gruplarının konserlerinde sahnenin önünde seyircilerin azıp mosh yapması için bırakılan boş alan.
N.W.O.B.H.M. : New Wave of British Heavy Metal'in kısaltması olan bu terim, yeni stil ingiliz heavy metal müziği olarak adlandırılabilir. Önde gelen grupları ise Samson, Iron Maiden, Def Leppard, Angelwitch, Raven, Venom, Jaguar, Tygers of Pan Tang, Sweet Savage gibi gruplardır..
Necro: Tamamıyla, vahşi ve sert anlamına gelen ve Black metal müziğin bir alt dalı olarak kullanılan terimdir.Kimi zaman "Necro Metal" kimi zaman "Necro Black Metal " olarak kullanılır...
Overdrive: Overdrive denen şey pek çok amfide bir efektten çok "overgain" den ibarettir. Bu yüzdendir ki(özellikle peavey amfilerde çok kullanılıyor) amfinin "overdrive channel"ında iki adet gain potansı bulunur. Bunlardan biri ses görevi görürken diğeri ise overdrive'ın ne kadar overdrive olduğunu belirler.İlkini açtıkça ikinciye gelen sinyal seviyesi yükseleceğinden gain az olur, bu da daha yumuşak bir ton anlamına gelir. Bu yüzden amfi alımlarında (tabii burda kastım yeni başlayanların aldığı 50 watt altı amfiler) eğer yüksek seslerde temiz ses yakalamak istiyorsa, overdrive yerine distortion özelliği olan amfiler tercih edilmelidir..
Picking : Gitarda, birbirini takip eden notaların çalınması sırasında, her nota için tele tekrar vurma işlemine verilen isimdir..
Poser: Metal müziği, gösteriş yapmak için dinleyen insanlara verilen isim..
Pogo : (Bkz: Mosh)
Riff : Kısa, tekrar eden nota grubu.Motif.
Shred: Oldukça hızlı, saniye içinde pek çok nota basılan, keskin, sert metal solosudur. (tremolo picking).
Sign of Baphomet: Yıldızı sola doğru 30 derece dönmüş pentagram sembolünün ortasına bir siyah keçi başının eklenmesi ile oluşan sembolün adı. Ayrıca "Black Goat" (Siyah/Kara Keçi), "Devils Goat" (Şeytanın Keçisi), "Goat Of Mender"(Mender Keçisi) ve "Judas Goat" olarakta bilinir. İlk olarak Templar şövalyeleri tarafından satanizm kilisenin dışladığı pagan ikonlarını bünyesinde toplaması ile varolmuş bir harekettir. Templar şövalyeleri zaten anti-kilise-otoritesi insanlar oldukları için pagan kültünü benimsemekten çekinmemişlerdir.
Pentagram yıldızının 5 kenarı yeraltı dünyasının 5 nehrini sembolize eder. Acheron (keder nehri), Cocytus, Lethe (unutulmuşların nehri), Phlegethon (ateş nehri) ve Styx (ölü ruhların taşındığı nehir)
Single : Yeni çıkan bir albümün, tek bir parçasının, yada her bir parçasınında albüm gibi piyasaya sürülmesine verilen isim..
Solo : Bir müzik eserinde, bir enstrümanın belirgin bir şekilde önplana çıkarak icra ettiği kısım..(gitar solo, bateri, solo, bas solo vb..)
Split (Albüm) : Ekonomik sıkıntı yüzünden, iki grubun bir araya gelip cd, kaset yada plağın, yarısının bir gruba, diğer yarısının diğer gruba ayrılarak piyasaya sürülen albüm..İki grubun E.P'sinin tek albümde satılması gibi diyebiliriz...
Stage Dive : Seyircilerin sahneden aşağıdaki seyirci grubunun üzerine atlama, dalma hareketi olarak tanımlamabilir (sahne dalışı). Kafa göz yarmak için ideal bir denemedir.Üzerine atlanılan kitle kesinlikle sizden daha az çılgın değildir..
Surge : Müzikte ses ve tonun aniden yükselişi, tırmanışıdır.
Sweep Picking : Her telde çalınacak tek nota olması suretiyle (birden fazla nota varsa "genellikle" hammer on veya pull off ile çalınır ikinci nota) penayı hep aynı yönde bir süpürge gibi hareket ettirerek bu notaların hızlı ve akıcı bir biçimde çalınmasını sağlayan teknik. Genelde bu yöntemle arpejler çalınır..
Templar : Genel anlamı. 1118'de kurulan Templar şövalyelerinin ön ismidir . Heavy Metalde ise gerçek ve ciddi metal dinleyicileri için kullanılır. Genelde Hammerfall grubu fanları için Templar ismi kullanılır..
Tiamat : Sümer mitolojisinde yıkım ve kaos tanrıçasıdır. Bir ejderha olarak tanımlanır.
Tribute (Albüm) : Genellikle, dağılmış bir grup yada ölmüş bir sanatçının ardından veya saygı duyulan bir gruba/sanatçıya, içine o grubun/sanatçının eserlerinin coverları konarak piyasaya sürülen albümdür..Tribute albümde, tek bir grubun/sanatçının coverları olabileceği gibi, bir çok grubun/sanatçının coverlarıda olabilir...Anma albümü, "Ustaya Saygı" anlamı taşır..
U.S.B.M : United States Black Metal manasına gelir.Önde gelen grupları Von, Demoncy, Absu, Xasthur, Krieg, ve Judas Iscariot'tır.
Upright Pentacle (Pentagram) : Upright pentacles veya pentagram pek çok dinde, kültürde sembol olarak kullanılmıştır..Eskiçağ Paganizmi, yahudiler, hristiyanlar, büyücüler, medyumlar ve diğerleri ...
5 köşe, beş şövalyesel erdemi sembolize eder... Bunlar : "cömerlik", "nezaket", "namusluluk", "yiğitlik" ve "dindarlık"tır..
Vinyl : Bildiğimiz plak.LP olarakta geçer.
\m/ = Metal sembolü
Metal müzik hakkında 49 şey
1) "Heavy Metal" kelimesi ilk olarak Steppenwolf'un 1968 tarihli 'Born To Be Wild" şarkısının sözlerinde kullanılmıştır.Grubun kendi adını taşıyan ilk albümünde bulunan bu şarkı efsanevi "Easy Rider" filminin soundtrack'inde yer alması sayesinde geniş kitlelere ulaştı.Daha sonra müzik tarzının adı oldu.
2) Heavy Metalcilerin saç uzatması, motosikletlere ilgi duyması, deri ceket giymesi kısmen Easy Rider filminin konu ettiğin kuralsız yaşamın bir uzantısıdır.Metalcilerin hayat felsefesi ve dış görünüşünde Easy Rider filminin etkisi büyüktür.
3) Heavy Metalin çıkış noktası İngiliz işçi sınıfıdır.Fabrika mesaileri bittiğinde eve gitmeden önce barlarda toplanan işçiler burada küçük yerel gruplar kurarak müzik yapmaya başlamışlardır.Çoğunluğun ağır sanayi işçisi olmasından dolayı çivili bileklik ve kemerler de bu kültürün ayrılmaz parçaları olmuştur.
4) Bilinen ilk Heavy Metal grunu çoğunluğu fabrika işçilerinden oluşan Black Sabbath'dır.Bazı kaynaklar Led Zeppelin'i ilk kabul etseler de, grubun soundunda bulundurduğu blues öğelerinden dolayı safkan Heavy Metal yaptıklarını söylemek yanlış olur.
5) Led Zeppelin'in 1971 tarihli 'Stairway To Heaven' şarkısı single olarak yayınlanmadan listelere girebilen tek şarkıdır.Ayrıca 9 dakikalık süresine rağmen Amerikan radyolarında tüm zamanların en çok çalınan şarkısıdır.
6) Led Zeppelin'in 22 milyonluk satışla tüm zamanların en çok satan 4. albümü kabuk edilen "IV" albümünün kapağında grup ve albüm ismi de dahil olmak üzere hiçbir yazı bulunmaz.
7) "Horned Hand" adıyla bilinen metalci selamı ilk kez Ronnie James Dio tarafından kullanılmıştır.İtalyanlar bu hareketi iyi şans getirmesi için yaparlar.Dio da İtalyan kökenlidir ve bu işareti büyükannesinden öğrenmiştir.
8 ) Dio (Tanrı) logosunu ters çevirip bakarsanız Devil (Şeytan) yazdığını görürsünüz.
9) Tüm zamanların en çok satan Heavy Metal albümü Avusturalyalı grup AC/DC'ye aittir.Grubun yeni vokalisti Brian Johnson ile kaydettiği ilk albüm olan 1980 tarihli "Back In Black" dünya çapında 50 milyon adet satılmıştır.
10) Black Sabbath kimliğimi en iyi yansıtan şarkılardan biri olan 'Paranoid' , grubun 1970 tarihli ilk albümünün en son yazılan şarkısıydı.Kısa bir şarkıya ihtiyaçları vardı ve stüdyo çalışmalarına ara verdikleri bir anda barda otururken 'Paranoid'in rifi Tony Iommi, sözleri ise basçı Geezer Butler tarafından yazıldı.Daha önce 'War Pigs' olması düşünülen albüm ismi de 'Paranoid' olarak değiştirildi.
11) Efsanevi grup Judas Priest'in adı Bob Dylan'ın 'The Ballad of Frankie Lee & Judas Priest' şarkısından gelmektedir.
12) Judas Priest şarkılarını kendilerine isim seçen gruplar: Running Wild, Sinner, Exciter, The Hellion, Tyrant, Invader, Steeler, Grinder ve Bloodstone.
13) Heavy Metal dünyasının en güçlü seslerinden Judas Priest vokalisti Rob Halford, 1973 yılında Judas Priest'e orjinal vokalist Alan Atkins'in yerine katıldı.Rob Halford gay'di ve maço tavırlı Heavy Metal arenasında bu durum tepki göreceğinden Halford'a gruba girerken gay olduğunu açıklamaması gerektiğine dair bir sözleşme imzalatıldı.Rob Halford gay olduğunu ancak Judas Priest'ten ayrılığ solo kariyerine yoğunlaştığı 1991 yılından sonra açıklayabildi.
14) Led Zeppelin rock dünyasının kurallarını yeniden yazmıştır.O zamanlarda grup ve organizatör konser hasılatları yarı yarıya paylaşırken, ilk olarak Led Zeppelin menajeri Peter Grant grubun payını %90'a yükseltmek istemiştir.İtirazlara karşı da "Ben size Led Zeppelin'e konser yapma şansını veriyorum.Bunun değeri yüzdeyle ölçülür mü?" demiştir.Tüm organizatörler bu şartlarda grupla çalışmaya devam ederler.Oysa bu olayın yıllar öncesinde Rolling Stones konserlerden %60 pay istemiş ve teklif kimse tarafından kabul görmemiştir.
15) 24 Eylül 1980 tarihinde Led Zeppelin davulcusu John Bonham aşırı alkolden tüm gece kustu ve sabaha karşı kusmuğunda boğularak öldü.4 Aralık 1980 tarihinde kalan Led Zeppelin üyeleri Jonh Bonham'sız Led Zeppelin olamayacağını deklare ederek grubun dağıldığını açıkladılar.Jimmy Page 3 yıl boyunca eline gitar almadı.Bonham öldüğünde 31 yaşındaydı.
16) Ozzy Osbourne, 1981 yılında solo kariyerinin ilk albümü "Blizzard of Ozz" için düzenlenen basın toplantısında canlı güvercinin kafasını dişleriyle koparttı.Bunun üzerine plak firması CBS'in binasına girmesi yasaklandı.
17) Kiss'in maskelerini çıkarttığı sanılarak kapışılan 1980 tarihli "Unmasked" albümü aslen gene maskeli bir albümdür.Çizgi roman şeklinde çizilen kapağın son karesi içeridedir ve satın almadan görülemez.Son karede maskelerinin altından gene maske çıkar.Bu albümde kapakta baterist Peter Criss'in görülmesine rağmen, session davulcusu Anton Fig çalmaktadır.Albüm öncesi gruptan ayrılan Peter Criss'in yerine turneden itibaren Eric Carr gelir.Grubun maskelerini çıkarttığı albüm "Lick It Up" olur.
18 ) Iron Maiden ilk albümünü yayınlamadan önce bir süre grupta davul çalan maskeli adam Thunderstick, 1979 yılında bir başka NWOBHM grubu olan Samson'a geçti.Thunstick Iron Maiden'de çalarken provalarda daha sonra "Killers" albümünün açılışında yer alacak olan 'Ides Of March' şarkısı da çalınmaktaydı.Thunderstick bu şarkıyı kendi bestesiymiş gibi Samon'un lideri gitarist Paul Samson'a sundu ve Samson "Head On" albümünde bu parçayı 'Thunderburst' adıyla yayınladı.O sıralar Samson grubunun vokalistliğini de daha sonra Iron Maiden'a geçecek olan Bruce Dickinson yapmaktaydı.Müzikseverler ismi ve bestecisi farklı aynı şarkıyı farklı grupların albümlerinde duyunca bir hayli şaşırdılar.
19) Radyolar ve TV'ler Heavy Metale kapalı iken dinleyicilere ulaşmanın en iyi yolu farklı ve akılda kalıcı imajlar yaratmaktı.Iron Maiden'in albüm kapağı ve tişört tasarımları için Derek Riggs tarafından yaratılan maskotu Eddie, ilk iki Maiden albümünde normal boyutlardaydı.Ayrıca çiziminin ilk hali İngiltere'de yaşayan punk çılgınlığıyla alakalı olan kırmızı saçlıydı.Daha sonra bir ceset halini aldı ve "Number Of The Beast" albümüyle bir dev halini aldı.
20) Heavy Metal dünyasının en iyi konser albümlerinden biri Motörhead tarafından yapılmıştır.1981 yılında piyasaya çıkan "No Sleep'Til Hammersmith" albümü 23 Mart 1981 tarihinde Leeds şehrindeki Quenns Hall'da kaydedilmiştir.
21) Guiness Rekorlar kitabına "Dünyanın En Gürültülü Grubu" olarak geöen ilk isim Deep Purple'dır.Daha sonra bu rekor Motörhead tarafından egale edilmiş, en son olarak ise Manowar bu ünvanın sahibi olmuştur (Hannover, Almanya konserinde 129,5 desibel).
22) New York'lu grup Manowar, 1982 tarihli ilk albümü "Battle Hymns"i Liberty Records etiketiyle çıkardı.Grup aynı yılın sonunda sonraki albümleri için Music For Nations'ın alt firması Megaforce ile anlaşma imzaladı."Intı The Glory Ride" albümü öncesi yapılan bu sözleşmeyi grup elemanları kendi kanlarıyla imzaladılar.
23) 1982 yılında Quiet Riot ile "Diary Of A Madman" turnesine çıkan Ozzy'e lowa konserinde yarasa fırlatıldı.Yarasayı plastik sanan Ozzy, yarasanın kafasını dişleriyle koparttı.Yarasanın gerçek olduğu anlaşılınca Ozzy kuduz tehlikesine karşın hastahaneye kaldırıldı.Onu ilk ziyaret eden de o zaman menajeri, sonra da karısı olan Sharon Arden oldu.
24) Metallica'nın 1983 tarihli ilk albümünün ilk adı "Metal Up Your Ass.Easter's Cancelled: The Body's Been Found"du.Ancak dağıtım firmalarının karşı çıkması üzerine albümün ilk adı "Kill'Em All" olarak değiştirildi.
25) Metallica'nın ilk kadrosuyla yer alan gitaristi Dave Mustaine, Metallica'dan kovulunca Megadeth grubunu kurdu.Megadeth'in ilk kadrosuyla bir dönem Slayer gitaristi Kerry King de bulundu.
26) Bİlinen ilk thrash metal grubu Exodus'tur.Ancak Metallica ilk albümünü Exodus'tan daha önce yayınladığı için kayıtlara geöen ilk thrash metal albümü Metallica olur.
27) Yönetmen Rob Reiner tarafından çekilen, 1984 yılında "This is Spinal Tap" adıyla piyasya sürülen film, '80'li yıllarda hard rock ve heavy metal dünyasında yaşanan tüm klişelerle dalga geçen, Spinal Tap grubunu anlatan bir yapımdı.Filmi pazarlayanlar bunun bir belgesel olduğunu ve Spinal Tap adlı büyük bir grubu konu ettiğini söyleyerek böyle bir grubun varlığını herkesi inandırdılar.Oysa bu filmi başarıyla pazarlamak işçin yapılan bir oyundu.Malesef hala Spinal Tap'in gerçekte varolduğunu sananlar da var.
28 ) W.A.S.P isminin açılımı çeşitli söylentilere neden olduysa da Blackie Lawless tarafından yapılan resmi açıklama "We Are Sexual Perverts" şeklindedir.
29) '80'li yılların başında başkan Ronald Reagan'ın karısı Nancy Reagan tarafından kurulan PMRC (Parents Music Resource Center) genöleri zararlı şarkı sözü, albüm kapağı ve benzeri şeylerden korumak için kuruldu.Bu örgütün çıkarttığı yasa yüzünden pek çok şarkının radyo ve TV'lerde çalınması yasaklandı.Frank Zappa da PMRC tarafından dava edilen isimlerden biriydi.Mahkemede "Kötü yasa çıkaranlar, kötü şarkı sözü yazanlardan daha tehlikelidir" dedi.
30) İngiliz grup Def Leppard "Hysteria" albümünün kayıtlarına girmeden önce grubun bateristi Rick Allen trafik kazası geçirdi ve sol kolunu kaybetti.Grup yeni bir davulcu almak yerine Allen'in çalabileceği özel bir davul tasarladı.Rİck Allen'in tek kolla ve özel bir davulla çaldığı 1987 tarihli bu albüm grup tarihinin en çok satan albümü oldu.
31) "Hysteria" albümünün prodüktörü Mutt Lange, "Hysteria" albümü öncesinde etrafındakilere "Michael Jackson 'thriller' albümünde 7 hit çıkartabiliyorsa, bir rock grubu da çıkartabilmeli" demişti.Gerçekten de "Hysteria" iki yıl içinde listelerin ilk 10'una tam 7 hit yolladı.
32) Rock dünyasının en ayrıcalıklı gitaristlerinden Eddie Van Halen tapping tekniğinin mimarıdır.Gitarist her iki elini de gitarın klavyesi üzerinde kullanır.Bu teknik grubun 'eruption' şarkısında rahatlıkla fark edebilir.
33) "Black Metal" terimi ilk kez İngiliz grup Venom'un 1982 tarihli albümüne adını veren şarkının adı olarak kullanıldı.
34) "Death Metal" terimi ilk kez 1985 yılında Amerikalı grup Possesed'in "Seven Churches" albümünde şarkı adı olarak kullanıldı.
35) Slayer'in 1986 tarihli "Reign In Blood" albümü tüm zamanların en iyi thrash albümü kabul edilir.
36) 22 Aralık 1987'de Mötley Crüe basçısı Nikki Sixx "bir süre için" öldü.Bir otel odasında Guns N'Roses'tan Slash ve Steven Adler ile takılan Sixx aynı gün içinde eroin, kekain, valium ve bir şişe Jack Daniels aldı, bir süre sonra komaya girdi ve kalbi durdu.Hemen ambulans çağrıldı ve ilk müdahele olarak Nikki Sixx'in kalbine hem elektro çok, hem de adrenalin dolu iğne yapıldı.2 dakika öü kalan Sixx, şoklar ve iğne sonucunda dirildi ve kustu.Bu olaydan sonra tüm mötley Crüe elemanları ağır uyuşturucular kullanmayı bıraktıları.
37) ABD hükümeti Mötley Crüe'ya gençleri uyuşturucudan uzak tutan demeçler vermekeri karşılığında NASA taradından yapılmış kendi ekseni etrafında dönen bir davul hediye etti.Bu davul ilk kez "Girls, Girls, Girls" albümünün turnesinde kullanıldı.
38 ) Whitesnake'nin 1987 tarihli "Whitesnake" albümünde çalan müzisyen kadrosu ile turneye çıkan müzisyen kadrosu farklıdır.Gitarist John Sykes, bas gitarist Neil Murray, baterist Aynsley Dunbay ve session gitarist Adrian Vandenberg'den oluşan albüm kadrosu turnede ve kliplerde gitarist Vivian Campbell, bas gitarist Rudy Sarzo, baterist Tommy Aldridge ve kalıcı gitarist Adrian Vandenberg şeklinde değişti.Grupte sabit kalan tek eleman Deep Purple vokalisti David Coverdale olmuştur.
39) Jim Carrey'nin "Ace Ventura" filmindeki bir bar sahnesinde, Cannibal Corpse'u 'Hammer Smashed Face' şarkısını çalarken görülüyor.
40) Slayer'in 1998 tarihli albümünün adı olan "Diabolus In Musica" Latince müzikal bir terimdir.Ortaçağda 3 tondan oluşan aranın (tritone) şeytani bir tınıya sahip olduğu düşünülürdü ve buna "Diabolus In Musica" denirdi.Tritone, barok müzik ve heavy metalde sık kullanılan bir kalıptır.
41) Dünyanın en hızlı gitaristi İsveçli Yngwie J. Malmsteen'dir.Tüm notaları tam ve doğru basarak onun hızına çıkabilen yoktur.
42) Adını Venom'un 'Mayhem with Mercy' şarkısından alan Norveçli black metal grubu Mayhem'in vokalisti Dead 12 Nİsan 1991'de tüfekle intihar etti.Euronymous, Dead'in parçalanmış beyninin fotoğrafını çekti.Bu fotoğraf bootleg albüm "Dawn of the Blackhearts"ın kapağında kullanıldı.10 Ağustos 1993 tarihinde ise grubun gitaristi Euronymous, Burzum'dan Varg Vikernes tarafından defalarca bıçaklanarak öldüldü.
43) Amerika'nın köklü thrash gruplarından Pantera'nın ilk albümü çoğunluk 1990 tarihli "Cowboys From Hell" sanır.Oysa grubun bu albümlerden önce glam metal yaptığı dört albümlük bir geçmişi vardır."Metal Magic" (1983), "Projects In The Jungle" (1984), ve "I Am The Nİght" (1985) vokalist Terry Glaze ile kaydedilen albümlerdir.1988 tarihli "Power Metal" albümü ise vokalist olarak Phil Anselmo'nun gruba dahil olduğu albümdür ve grubun glam metal tarzındaki son albümü olur.Pantera bu dört albümü web sitesinde "Panterrible" başlığı altında anmaktadır.
44) Amerikalı grup Warrant 1992 yılında "Dog Eat Dog" albümünü çıkarttı.1 yıl sonra "Dog Eat Dog" grubu gereksiz bir alınganlıkla "Warrant" adında bir EP yayınlayarak Warrant'a cevap vermiş oldu.
45) '80'ki yılların ortasında Almanya'dan enteresan bir grup çıktı: Mekong Delta.Başka gruplarda çaldıkları ve her birinin plak firmalarıyla bağlayıcı kontratları olduğu için isimlerini açıklayamayan, poz ve konser veremeyen bu grubun 1987'de "Mekong Delta" albümü ile başlayan müzikal serüveni tam 10 yıl sürdü.1990 yılında "Dances Of Death" albümü ile grup elemanlarının kimlikleri de açıklandı. O güne dek grupta çalan isimler arasında Peavey (Rage), Jörg Michael (Running Wild, Stratovarius, Grave Digger, Rage, Saxon), Peter Haas (Krokus, Poltergeist), Frank Fricke (living Death), Reiner Kelch (Living Death) ve Uli Kusch (Helloween, Masterplan, Gamma Ray, Holy Moses, Sinner) gibi tanınmış isimler vardı.
46) '70'li yılların ortasında Led Zeppelin'le tura çıkan Rolling Stones muhabiri Cameron Crowe, bu turnede yaşadıklarının bir kısmını senaryosunu yazıp yönetmenlik yaptığı "Almost Famous" filminde kullanıldı.
47) Judas Priest vokalisti Rob Halford'un gruptan ayrılması, ardından gay olduğunu açıklaması ve büyük Judas Priest fanı Tim Owens'in gruba girmesi film yapımcılarına ilham verdi ve 2000 yılında "Metal God" isimli filmin çekimlerine başlandı.Başrollerini Mark Wahlberg ve Jennifer Aniston'un paylaştığı filme karşı Judas Priest dava açacağını açıkladı ve bunun üzerine filmin adı "Rockstar" olarka değiştirildi, senaryoda bazı oynamalar yapıldı.Filmde Judas Priest'i andıran hayali grubun adı Steel Dragon.Üyeleri de şu şekilde: vokalde Jeff Scott Soto (Yngwie Malmsteens's Rising Force) ve Mike Matijevic (Steelheart), gitarlarda Zakk Wylde (Osbourne, Black Label Society) ve Nick Cantonese (Black Label Society), bas gitarda Jeff Pilson (Dokken, Dio) ve davulda Jason Bonham.
48 ) Finlandiyalı grup Children Of Bolod'un isminin hikayesi bir hayli ilginç.4 Haziran 1960 yılında iki erkek (Seppo ve Nils), iki kız (Maili ve Anja) Bodom gölünün yanında kamp yapmaya giderler.Bir sabah 3 ölü bulunur.Nils ise sağ kalandır.Üç genç bıçaklanarak öldürülmüştür.Polis 70'i şüpheli olan 3000 kişiyi sorgular ama katil bulunamaz.2004 yılında polis Nils'i cinayetten tutuklar ancak iki ay sonra delil yetersizliğinden bırakmak zorunda kalır.Bu cinayetler Finlandiya tarihinin en karanlık olayı olarak anılır.Alexi Laiho, ölen çocukların aileleriyle komşu olan bir ailenin çocuğudur.Küçüklüğünden beri bu hikayeyi duyduğu için grup kurduğunda adını Children Of Bodom koyar.Alexi, hala katilin Nils olduğuna inanmaktadır.
49) 8 Aralık 2004 tarihi metalciler için kara gün olarak kabul edilmekte.O tarihte eski Pantera üyesi Dimabag Darrell'in kardeşi baterist Vinnie Paul ile yer aldığı Damageplan grubu turne halinde Ohio Alrosa Villa Bar'da konser vermekteydi.Grup ilk şarkısına girdiğinde seyircilerin heyecanı en üst noktadaydı.Ancak az sonra yaşanacak olanlar müzik tarihinin şanlı sayfalarının arasında kanlı sayfalar olarak yer alacak derecede trajikti.Konsere seyirci olarak katılan 25 yaşındaki Nathan gale ilk şarkının yarısında sahneye fırladı ve gitarist Dimebag Darrell'e yaklaşarak sert tonda bir şeyler söyledi.herkez onu heyecanlı bir fan sanırken, o silahını çıkarığ Darrel'e 16 el ateş ederek öldürdü.Kaçışan insanlara da ateş açan Nathan Gale 3 kişiyi daha öldürdü ve polis tarafından da ancak vurulup öldürülerek durdurulabildi.Dimebaf ise en sevdiği grubun; Kiss'in tabutuna konularak gömüldü.
Trash Metal Grupları
Perfect Murder
Abattoir
Abhorrent
Abigail
Accu§er
Acid Drinkers
Acid Reign
Acrophet
Agent Steel
Airdash
Aloop
Anacrusis
Angkor Wat
Anihilated
Annihilator
Anthrax
Anvil Bitch
Arakain
Arch Enemy
Artillery
Assassin
At War
Atrophy
Aura Noir
Avenger Of Blood
Battered
Betrayer
Bewitched
Bitter End
Blessed Death
Blind Illusion
Blood Feast
Bywar
Carnal Forge
Cataract
Cerberus
Channel Zero
Chimaira
Corporation 187
Coroner
Coven
Cranium
Cripper
The Crown
The Crucified
Crustacean
Cryptic Slaughter
Cyclone
Cyclone Temple
Cyst
D.A.M.
Damien (SE)
Dark Angel
Darkness
D.B.C.
De Lirium's Order
Dead Head
Dead Horse
Dearly Beheaded
Death Angel
Deathrow
Deathwish
Deathwitch
Defiance
Defleshed
Deliverance (US)
Demiricous
Demolition Hammer
Desaster
Despair
Destruction
Destructor
Detente
Devastation
Dew-Scented
Divine Decay
Domination Black
Drifter
Droys
Dublin Death Patrol
Dymaxion
Dyoxen
Energetic Krusher
Epidemic
Equinox
Ethereal Scourge
Eudoxis
Evildead
Excel
Excidium
Exciter
Exhorder
Exodus
Exumer
Faith Or Fear
The Fallen
Flames
Flesh Made Sin
Flotsam & Jetsam
Forbidden
Forced Entry
Gammacide
Gargoyle (JP)
Gothic Slam
Grimfist
Grinder
Grip Inc.
Guillotine
Hades
Hallows Eve
Hatesphere
The Haunted
Have Mercy
Havoc Mass
HavocHate
Heathen
Hellwitch
Hermética
Hexenhaus
Hexx
Hirax
Hobbs Angel Of Death
Holocross
Holy Moses
Holy Terror
Horfixion
Hurtlocker
Hyades
Hydra Vein
Imagika
Impious
I.N.C.
Indestroy
Infernal Majesty
Insane
Interzone
Intruder
Invocator
Iron Angel
Ironchrist
Izegrim
Jersey Dogs
Kazjurol
King's-Evil
Korzus
Kreator
The Krixhjälters
Kublai Khan
Laaz Rockit
Lamb Of God
Leeway
Living Death
Mace
Machine Head
Mad Dragzter
Mandator
Manifest Destiny
Mastery
Meanstreak
Meatlocker Seven
Megadeth
Merciless Death
Metallica
Mezzrow
Midas Touch
M.O.D.
Mokoma
Morbid Saint
Mordred
Mortal Sin
Muro
Napalm
Nasty Savage
Necronomicon
No Return
Nocturnal Breed
Non-Human Level
Nuclear Assault
Obliveon
Old (DE)
Omnitron
One Man Army And The Undead Quartet
Onslaught
Original Sin
Overdose
Overkill
Panic
Panzer
Paradox
Phantasm
Piece Dogs
Poltergeist
Powermad
Primal Scream
Protector
Pyracanda
Raise Hell
Razor
Realm
Re-Animator
Reckless Tide
Redrum
Response Negative
Revenant
Rigor Mortis
Ritual Carnage
Rumpelstiltskin Grinder
Sabbat (UK)
Sacred Chao
Sacred Reich
Sacrifice
Sacrilege B.C.
Sadus
Sarcofago
Savage Steel
Sepultura
Shah
Shatter Messiah
Silence
Sindrome
Skinlab
Slammer
Slaughter
Slaughter House
Slave Zero
Slayer
Slayer (SA)
Sodom
Solitude
Soothsayer
Speed Kill Hate
Stam1na
Suicidal Tendencies
Suicide Watch
Sun Descends
Tankard
Target
Tension
Terror 2000
Testament
Threat Signal
Toranaga
Torque
Tourniquet
Toxik
Tynator
Ultimatum
Uncle Slam
United
Vengeance Rising
Vendetta
Viking
Vio-lence
Violent Force
Voice Of Destruction
Volcano
Vulcano
Wargasm
Warning SF
Wehrmacht
Whiplash
Witchery
Wolf Spider
Xentrix
Yyrkoon
Znowhite
Zoetrope
Metalcore Grupları...
36 Crazyfists
A Perfect Murder
Avenged Sevenfold
Between The Buried And Me*
Beyond The Sixth Seal
Bleeding Through
Cannae
Cataract
Darkest Hour
The Dillinger Escape Plan
God Forbid
Hatebreed
Himsa*
Hurtlocker
Intronaut
Killswitch Engage
Nothingface
Prayer For Cleansing*
The Red Death*
Scars Of Tomorrow
Shadows Fall
Sonic Syndicate*
The End
Threat Signal*
Trivium
Underoath
Walls Of Jericho*
Waltari*
Watch Them Die
With Passion*
Yakuza
Zao
Nu Metal Grupları...
nu-metal
American Head Charge
Coal Chamber
Crossbreed
Deftones
Demon Hunter
Disturbed
Dr. Chunk
Drowning Pool
Dry Kill Logic
Factory 81
Gizmachi
Ill Niño
Kittie
Korn
Mudvayne
Mushroomhead
My Ruin
Otep
Papa Roach
P.O.D.
Powerman 5000
Segression
Sevendust
Slipknot
Society 1
Spineshank
Staind
Static-X
Stereomud
Stone Sour
System Of A Down
Systematic
Ultraspank
Unjust
PUNK ROCK
Punk; kültür politika ve estetiği ile kurumsallaşmış sanat teorileri ve bunu yaratan topluma, toplumsal sisteme karşı doğmuş bir reddediştir. Punk, sanatçıyı devrimci olarak görür, geleneksel ve kalıplaşmış davranış ve yaşam biçimine karşı yıkıcı bir tavır geliştirir. Bireyin kişisel gelişimini yönlendiren, yaşam biçimini şekillendiren toplumsal organizmayı herşeyin suçlusu olarak görür ve saldırmaktan çekinmez. Punk'a göre herşey alt üst olmalıdır; aykırı, ayrıksı giyim tarzı, ve gündelik yaşamda sınırlann belirsizleştirilmesi, bilinçli kışkırtıcılık, kabul görmüş ve tekdüzeleşmiş yaşam biçiminin yeniden düzenlenmesi (ya da düzensizleştirilmesi) punk yaşam biçiminin devrimci taktikleridir.
Punk'ın kendini var ettiği sahne; ekonomik ve toplumsal buhranın yaşamın her alanını cenderede tuttuğu 1970'lerin son dönemlerindeki İngiltere'dir. Punk akımı; İngiltere'deki ekonomik bunalımdan büyük zarar gören işçi sınıfı gençleri arasında doğdu. "Geleceğin olmadığı'" hayatlarının ve politik güç sahibi kişilerce yönetilen bir toplum tarafından önceden belirlendiği gerçeği, toplumsal dinamiği oluşturan gençlerin en büyük buhranıydı. Bu buhranın köklerinin fütürizm, dadaizm, nihilizm ve anarşizm
Punklar içinde bulunduklan durumu protesto etmek için ellerindeki her malzeme ile bedenleri de dahil, kendilerini ironik bir biçimde "toplumsal atık" olarak sundular: Köle kıyafetleri, zincirler, deriler, dayatılan cinsiyetçi modaya karşı androjenlik, parçalanmış giysiler, rengarenk ve dikleştirilmiş rahatsız edici saç biçimleri ve punk sembollerinden bedene iliştirilmiş çengelli iğne... Punk antimodadır. Amacı geleneksel kalıplar içinde yaşayan topluma karşı algıyı bozmaya yönelik açık bir saldındır.
Punk estetiğinin yaratıcısı olarak kabul edilen Londralı modacı Vivienne Westwood (Sex Pistols'in doğuşunda da nedenlerinden olan 'Sex' adlı dükkanın ortaklanndan) şu sözleri ile punk esetetiğinin "nedenini" açıklıyor:
"...Onun giysilerini giyrnek için cesur olmanız gerekir. sokakta yürürken tüm dikkatleri üzerinize çekeceksiniz. Bu tepkileri davet eden bir güç gösterisidir. Giysiler genellikle fikirleri sözlerden daha iyi anlatabilir. Bir kitap, bir poster ya da broşür kadar yıkıcı bir silah olabilir: Otobüste yanınızda 'Anarchy in the UK' (Birleşik Krallıkta Anarşi) tişörtü ile oturan biri sizi anıda rahatsız eder."
PROGRESSIVE ROCK
Progressive Rock müzikteki en gizemli türlerden biridir. Anlayanı azdır. Doğal olarak da az sevilir. Ancak sevenleri de bir ömür boyu vazgeçemez ondan. Öyleyse nedir bu PR (Progressive Rock) birçok farklı müzik türünün harmanlanıp bir araya gelmesinden ortaya çıkmıştır. Rockla birlikte caz, folk ve klasik müziğin karışımıyla ortaya çıkmıştır. Bir diğer karakteristik özellik de deneyselliktir. Bir grup yada sanatçı bir konuyu, bir kişiliği veya bir olayı ele alıp onu kendi müziği doğrultusunda dinleyenlerine sunar. Bunun sonucunda da her grubun yaptığı müzik kendi ismiyle anılıp, diğerlerinden farklı bir konumda olur. Yani müziği dinlediğinizde "bu X grubun soundu" diyebilirsiniz.
PROGRESSIVE ROCK'IN KÖKLERİ
PR'ın tohumlarının ilk olarak efsanevi grup BEATLES tarafından atıldığı öngörülüyor. Grubun 1967 tarihli "Sgt. Pepper's Lonely Hearts Club Band" albümü herşeyin başlangıcı kabul ediliyor ve sayısız grubu etkileyip onların bu müzik türünde büyük başarılar elde etmesinin başlıca sebebi sayılıyor.
Bununla birlikte klasik PR konusunda en büyük öncülüğü yapan grup MOODY BLUES'dur. Grubun 1967 tarihli "Days Of Future Passed" albümü ilk senfonik rock ve konsept albümüdür. Yaşamdaki bir günü anlatır. Şafakta başlar ve geceyi anlatan ünlü parçaları Night
In White Satin ile sona erer. Moody Blues'un 1967 ve 1973 tarihleri arasında ürettiği 7 albüm de tam bir PR şölenidir. Bu da PR'ın temelini 2 önemli grup BEATLES ve MOODY BLUES'un attığını gösteriyor.
KLASİK PROGESSIVE ROCK'IN DOĞUŞU
60'lı yılların sonunda oldukça yeni ve fazla anlaşılmayan bir müzik türü olan PR ile özdeşmiş bir grup da KING CRIMSON'dı. Grubun ilk albümleri 1969 tarihli "IN THE COURT OF THE CRIMSON KING" senfoni, caz, R&B ve hard rock türlerinin bir karışımı olarak dinleyenleri hayrete düşüren bir şekilde ortaya çıktı. Grup 1974 yılına kadar çıkardığı yedi uçuk albümle dinleyenlerini oldukça nevrotik ve karamsar, zaman zaman duygusal bir boşlukta bırakmıştı.
PR arenasında bir başka çok önemli grup da PINK FLOYD'tu. Özellikle Roger Waters'ın yazdığı inanılmaz üst düzey liriklerle ve deneysel müziklerle PINK FLOYD bu türde tam bir devrim yaratmıştı. 1971 tarihli " Meddle " albümleri bir yüzüyle hoş,dugusal caz ezgileriyle
insanı rahatlatırken, diğer tarafı (23 dakikalık tek bir parça) Echoes ile "Ne oluyor burada dedirten?" bir ziyafet sunuyordu hayranlarına. Billboard listelerinden bir türlü inmek bilmeyen grubun efsanevi albümü "The Dark Side of The Moon", Syd Barret'a adanan David
Gilmour'un hüzünlü gitar sololarıyla bezeli emsalsiz "Wish You Were Here" ve karanlık, içine kapanık ama asla hakkı tam olarak verilmemiş "Animals ile Pink Floyd 1971-77 tarihleri arasında PR türünün eşsiz örneklerini vermişti.
Dönemin bir diğer süper grubu da bünyesinde Rick Wakeman, Steve Howe ve Jon Anderson gibi müzik dehalarını barındıran YES'ti. Grubun başyapıtı kabul edilen 1972 tarihli "Close To The Edge" albümü senfonik, karmaşık,tinsel, dokunaklı ve Chris Squire'ın sert ama ritmik bas gitar tınılarıyla dolu gerçekten eşi bulunmaz bir albümdü. Grubun, diğer "Fraglie(1971)",
"Tales From Topograghic Oceans(1973), "Relayer(1974)" ve "Going For The One(1977)" gibi albümleri PR tutkunları için her zaman demirbaş listesindeydi.
PR tarihinin en karmaşık, anlaşılması zor gruplarından biri de GENESIS'ti. Aynı grubun 80'lerde yaptığı "Invisible Touch" gibi art-pop albümler PR tutkunlarına elem ve keder verse de benim bahsettiğim GENESIS 1970-74 arası solistleri Peter Gabriel liderliğindeki gruptur.
"Tresspas(1970)"," Nursery Crime(1971)", Foxtrot(1972)", "Selling England By Pound(1973)" ve "The Lamb Lies Down Broadway(1974) gibi albümler senfonik, üzerinde çok uğraşılmış ve insanı uçuran lirikleriyle tam bir başyapıttılar.
PR serisinin en teknik ve aynı zamanda en abartılı grubu Emerson,Lake and Palmer'dı. Nice grubundan gelen Keith Emerson King Crimson'dan gelen Grek Lake ve Atomic Rooster'dan gelen Carl Palmer'ın oluşturduğu ELP oldukça cesur, yaratıcı, gösterişli ve agresif taraflarıyla dönemin en çok ses getiren gruplarındandı."Tarkus(1971)", "Pictures At Exhibition(1971)", "Trilogy(1972)" ve başyapıtları "Brain Salad Surgery(1973)" albümleriyle tanınmışlardı.
Zaman zaman PR kulvarlarına giren ünlü İngiliz grup Uriah Heep'ide unutmamak gerekiyor. Ken Hensley'in liderliğindeki grup "Salisbury(1971)", "Magician's Birthday(1972)" ve "Demons and Wizards(1972)" gibi hepsi gerçek bir PR örneği olan çok kaliteli
albümler üretmişti.
Alan Parsons Project de yaptığı konsept albümlerle PR'ın hakkını veren gruplarındandı. Ayrıca Van Der Graaf Generator, Gentle Giant ve Renaissance gibi ülkemizde pek tanınmayan gruplar da dönemin oldukça ses getiren topluluklarıydı. Ayrıca Macar grup Omega ve Almanların dev grubu Eloy da 70'li yıllarda PR alanında iz bırakan birçok albüm üretmişlerdi.
Benim bu dönemden bahsedeceğim son grup gerçekten çok sevdiğim ancak rock dünyasında bir türlü hak ettiği başarıyı yakalayamamış İngiliz grup Camel olacaktır. 1972 yılında Surrey
İngiltere'de Andy Latimer, Peter Bardens, Doug Ferguson ve Andy Ward tarafından kurulan Camel aradan geçen 30 yıla rağmen kalan tek orjinal üye gitarist Andy Latimer sayesinde yoluna devam ediyor. "Snow Goose(1975)", Moonmadness(1976)", Rain Dances(1977)"
ve "Stationary Traveller(1984)" gibi PR tarihinin en başarılı albümlerini üretmiş olan Camel Andy Latimer'ın insanı başka alemlere götüren naif flüt ve gitar ezgileriyle, Andy Ward'un başarılı davul tekniği ve geçtiğimiz Aralık ayında yaşama veda eden Peter Bardens'ın kendine
has klavye çalışı ile gerçekten bu alanın en başarılı gruplarından biriydi.
70'Lİ YILLARIN PROGRESSIVE HARD ROCK GRUPLARI
Bu kategoride 3 önemli grup göze çarpıyor. QUEEN, RUSH ve KANSAS. Bu üç grupta klavyeden ziyade klasik heavy metal sınırlarını zorlayan gitar soundlarıyla ve sıkı, özenilmiş düzenlemeleriyle türün gözdeleriydiler. Ancak kayda değer bir olgu da, bu grupların birkaç
başarılı radyo hitleri dışında PR tutkunları tarafından fazla dikkate alınmamalarıydı. Bu da anılan grupların az fakat kendilerine aşırı bağlı fanatik hayran kitlelerine sahip olmasına neden oldu.
Odukça fenomen olan QUEEN opera, metal,klasik ve görsel öğeleri fazla kullanan ve bu karışımlardan oluşan farklı müziği ile kendine bağlı bir hayran kitlesi oluşturmuştu. Freddie Mercury ve Brian May'in liderliğindeki grup, anlaşılması zor "QueenII(1973), farklı ancak sanatsal"Sheer Heart Attack(1974)", gösterişli, ses getiren "A Night At The Opera(1975)", oldukça sert "A Day At The Races (1976)" ve daha az progressive"News Of The World(1977)" gibi albümleriyle rock tarihinin unutulmazları arasındaki yerini alıyordu.
Kanada'nın bir numaralı grubu Rush ise oldukça sert, Alex Lifeson'ın gitarına ve baterist Neil Peart'ın uçuk şarkı sözlerine dayalı müzikleriyle bu alanda önemli bir yer tutuyordu. Grup "2112(1976)" ve "Hemispheres(1978)" gibi enstrümanların hakkının verildiği "Permanent Waves(1980)" ve "Moving Pictures(1981)" gibi daha dingin ve dengeli albümleri ile dikkat çekiyorlardı.
PR alanında pek fazla önemli grup çıkarmayan Amerika'nın başarılı temsilcisi Kansas gitarist Kerry Livgren liderliğinde önemli başarılara imza atmıştı. Zaman zaman çok sert, zaman
zaman da klasiğe yakın daha dingin, naif parçalarıyla Kansas bu alanın hatırı sayılır gruplarındandı. "Leftoverture(1974)" ve "Point Of Known Return(1977)" grubun en seçkin albümlerindendi.
GÜNÜMÜZDE PROGRESSIVE ROCK......HALA VAR MI?
Evet. Bazı başarılı rock grupları eskileri gibi olmasalar da hala bu müzik türünü günümüzde de sürdürmeye çalışıyorlar. 80'li yılların ortalarında kurulan İngiliz grup Marillion hem Fish ile birlikte hem de Fish'ten sonra yaptıkları kaliteli müzik ile 70'li yıllar sonrası bu alanda bayrağı taşıyan önemli bir gruptu. "Fugazi(1984)", "Misplaced Chidhood(1985)" ve "Brave(1994) gibi albümler grubun oldukça önemli yapıtları arasındaydı.
Her biri kendi enstrümanında tam bir uzman olan DREAM THEATHER'da progressive metal tarzı parçalarıyla türü devam ettirmeye çalışan gruplardan. Grubun 1999 tarihli "Metropolis Part2: Scenes From A Memory" albümü oldukça dikkat çekici.
Bu alanda bahsedeceğim son iki grup TOOL ve RADIOHEAD. Her iki grup da alternatif rock tarzı görüntüleriyle daha çok modern PR grupları olarak adlandırılabilirler. TOOL'un oldukça karanlık, düşündüren metal albümleri "Aenima(1996)" ve Lateralus(2001)" ile daha gözde bir grup olan RADIOHEAD'in "Ok Computer(1997) ve Kid A(2000)" gibi oldukça nevrotik, insanı bozan albümleri günümüzdeki PR müziğinin en etkili örnekleri sayılabilir.
Umarım verdiğim bu bilgiler bu türün tutkunlarına ve PR ile tanışmak isteyen diğer dinleyenlere biraz yardımcı olmuştur. Hangi dönem daha iyi diye soracak olursanız, benim gibi bu konuda tutucu olan biri olarak 70'li yıllardan şaşmayın derim.
INDUSTRIAL (ENDÜSTRİYEL) ROCK
Industrial recordstan gelir adi.Throbbing gristle, Einstürzende Neubauten,Coil,Laibach,Merzbow..vs. diye gider öle işte.. En güzelini fear factory replica`nın girişinde söylemiş zaten: `there is no love`... endüstriyel müziğin derdi kısaca bununla özetlenebilir, sevgisiz, insanların birbirinden kopuk, ben-merkezcil hayatlar sürdüğü şehir ortamında varolmaya çalışan çocukların müziği. bu durumda öfke ve isyan çok şaşırtıcı olmasa gerek... Ministry`i bu türü icad etmekle itham ederler. Hatta bazıları Nine Inch Nails`e bilen Industrial Rock der. Ben ise onlarla tartışmam, kafama iş makineleri gibi inen ritmleri, kulağımda fabrika uğultusu gibi cızırdayan gitarları dinler, "haklısın abi" derim.Makinalaşan insanın makinalaşmama çabası gibi bir şey, ayrıca illa müzikte dijitallik olacaksa böyle olsun.
Hard rock
Hard rock, kökenleri 1960 başları garaj rock'ı ve psychedelic rock'a dayanan bir rock and roll tarzıdır. Elekro gitar, bas gitar ve davulların sert şekilde kullanılması tipik özelliğidir. Hard Rock terimi, genellikle punk rock, grunge, alternatif metal ve heavy metal gibi Pop rock radyo müziklerinden daha sert olan rock tarzlarını tek bir çatı altında toplayan ana kategorilerdendir.Günümüzde Nickelback,Sevendust,Silverchair,Lostprophest,Puddle of Mudd ,Saliva,Scars of Life gibi guruplar bu müziği icra etmektedirler.
Gothic rock
Gothic rock, 1970'lerin sonlarında ortaya çıkmış bir rock türüdür. Kısaca goth rock olarak da adlandırılır. Gothic rock'ta çoğu rock türünde olduğu gibi elektro gitar, bass gitar, bateri, solo gitar kullanılır; ama diğer rock türlerinden kendisini ayıran özelliği ise ek olarak drum machine ve synthesizer enstrümanlarının kullanılmasıdır. Bu türün gruplarının %90'ı kadın vokalist kullanır. Bazı gothic rock grupları;
Bauhaus (Grup)
The Cure
Fields of the Nephilim
The Sisters of Mercy
Siouxsie & the Banshees
GRUNGE ROCK
Grunge Hikayesi
Sözlükleri açıp baktığımızda grunge için �pis,kirli,eski püskü,yıpranmış�gibi kelimeler çıkar karşınıza.Müzik sahnesini değiştiren akımı tanımlamak gerektiğinde ise kirli,distortion�lı ve feedback�li gitarlar,güçlü davullar,belki de çoğu zaman �sessizlik-gürültü-sessizlik�trafiğiyle formüle edilebilecek bir müzik olarak nitelemek yerindedir.Ama öfkesini hardcore�dan,vuruculuğunu punk�tan,güçlü sound�unu heavy metal�den beslemiş olan grunge�ı tek bir müzik türünden ziyade belli grupların sahip olduğu veya belli gruplara yakıştırılan bir ruh birliği olarak görmek daha doğrudur.Grunge�a �Seattle sound�u� deriz ama tüm grunge gruıpları Seattle�lı değildir;etkilerini punk�a benzetiriz ama birçok grup punk kadar heavy metal de dinlemiştir;kimileri ağır tempolu,kimileri daha hızlıdır;kimilerinin şarkılarını elinize gitar aldıktan sonraki birkaç hafta içinde çalabilirsiniz,kimilerininki ise enstrüman üzerinde yetkinlik gerektiren partisyonlarla doludur.Ama tüm farklara rağmen grunge grupları birdir gözümüzde,yukarıda �ruh birliği�dediğimiz şey sayesinde.Grupların her birinin şarkı sözlerindeki öfke,korku,keder,yalnızlık sıkıntı temaları;fanlarıyla ilişkileri ve müzik endüstrisine karşı tutumları benzerdir.Grunge�ın söylemindeki karamsar ton,X kuşağı�nın umutsuzluğuyla paralel bulunur.1960�lar sonu-1980�ler başı arasında doğan,kültürel aidiyet hissetmeyen,toplumla ilişkileri zayıf,güçlü hedeflerden yoksun bir kuşaktır X kuşağı.Bir önceki kuşağın mensupları olan yuppie�ler para kazanmayı,mevki sahibi olmayı her şeyin üstünde görürken,X kuşağı kararsızdır.İşte grunge hayatlarındaki boşluğu para ve kariyerle doldurmanın mümkün olduğu inancına;markaların,mevkilerin her şeyin üzerinde görüldüğü anlayışa karşı çıkar.Kocaman bir kuşağın umutsuzluğunu paylaşır.İşte her grunge grubunda ortak olan nokta budur.Hair metal�in suya sabuna dokunmayışından da,süslü megastarların steriliğinden de uzaktır.Bu yüzden samimidir,gerçekçidir.
Nirvana grunge�ı yerüstüne taşıyan gruptu,hareketi başlatan işaret fişeğiydi.Ama ne ilk grunge grubuydu ne de �grunge� adını ilk kullananlardı Kurt Cobain ve tayfası.Karanlığı ve gitar riff�lerini Black Sabbath önderliğindeki erken 1970�ler metainde,kirliliğini Iggy&The Stooges,MC5 gibi protopunk�larda,gitar riff�leri ve umarsız ruh halini Crayz Horse dönemi Neil Young�ından bulabiliriz.Kuzeybatı Amerika orijinli punk grupları The Fartz,The U-Men,The Fastbacks ile daha ağır ve sert bir sound�a sahip olan TheMelvins grunge�a ilham kaynağı olan,hatta erken grunge grupları sayılan yerek ekiplerdendir.1983�te kurulan Green River ise çoğunluğa göre ilk grunge grubudur.Seattle dışında hiç tanınmamasına,kariyerinde hiçbir ticari başarıya ulaşamamış olmalarına rağmen kent içindeki etkileri ilerleyen yıllarda rock tarihi içinde bir kült olmalarını sağlayacaktı.Grubun lideri Mark Arm,1981 yılındaki bir fanzin röportajında o zamanki grubu Mr. Epp�in müziğini tarif etmek için �katıksız bok,katıksız pislik(grunge)�ifadesini kullanınca grunge teriminin isim babası da olmuş oldu.Erken grunge sahnesinde The Melvins,Malfunkshun ve Soundgarden arasında albümleri ilk yayınlanan grup da Green River�dı.1985 tarihli Green River �n da içinde olduğu bir toplama var ki,bahsetmeden grunge tarihini yazmak imkansız:Seattle bazlı �Deep Six�adlı albümde Melvins,Soundgarden,Malfunkshun,Skin Yard veThe U-Men�den parçalar vardı.Skin Yard basçısı Daniel House �un çabalarıyla bir araya getirilen gruplar,Seattle sound�unun kayıtlı ilk örneğine imza atmış oluyorlardı böylece.Aynı yıl �Sub Pop 100�adında bir toplama ve 1987�de Green River�ın �Dry As A Bone�ve�Rehab Doll� isimli EP�lerini yayınlamak,daha sonra da Sub Pop Singles Club adında bir kulüp kurarak üyelerine her ay bir single yollamak da firmanın eylemleri arasında yer aldı.İnsanlar �ne punk,ne de metal�olan bu müzik türüne karşı hayranlık duymaya başlamışlardı.
Seattle Sound�u Oluşurken
1988,Seattle için önemli bir yıl oldu.Öncelikle Green River,iç dinamikleri itibariyle devam etmesinin imkansızlaştığı bir noktaya geldi.Glam ve Punk�ı harmanlayan Mother Love Bone�un temelleri atıldı.Yılın 2.önemli hareketi de efsanevi toplama �Sup Pop 200�in yayınlanmasıydı.Birçoğu �90�larda ya yıldız,ya da kült olacak birçok grubun bir araya geldiğiçok mühim bir kayıttı bu;Nirvana,Soundgarden,Mudhoney,Green River,Screaming Trees,Tad ve Fastbacks gibi.1980�lerin sonuna gelindiğinde Alice İn Chains ilk albümünü yayınladı.1989�da yayınlanan Nirvana albümü �Bleach� 1970�lerin Black Sabbath ve Led Zeppelin sound�unu yansıtan bir yapıdaydı.
Grunge�in zirvesi: �Nevermind�
24 Eylül 1991�de �Nevermind� albümü yayınlandı.İlk single �Smell Like Teen Spirit� ise bundan iki hafta önce gün yüzü gördü.�Smell Like Teen Spirit�in umutsuz 90�lar gençliğinin sesi olduğu inancı hakimdi artık.Sadece birkaç ay yetmişti her şeyi değiştirmeye.İşte bu,post-punk döneminde özellikle Amerika�da hep halının altına süpürülen alternatif hareketin patladığı noktaydı.Artık popstarlar için başarı garanti olmayacak,plak şirketleri ayrıksı seslere de şans tanıyacak,sosyal ve politik duyarlılık sahibi gruplar da dinleyiciye ulaşabilecekti.Bu hareketin bayrağı grunge,en önde giden temsilcisi Nirvana�ydı.Sonraki iki yıl boyunca tüm dünya Amerika�nın Kuızeybatısından gelen bu uzun saçlı çocukların sesine kulak verecekti.
Andrew Wood�un ölümünden sonra biten Mother Love Bone�un elemanlarınca toparlanan Pearl Jam ,Nevermind�dan birkaç ay önce çıkardıkları �Ten�in patlamasıyla akımın en popüler iki grubundan biri olacaktı.Üçüncü albümü �Badmotorfinger�la yerüstüne çıkan Soundgarden ,dördüncü albümü �Superunknown�la grunge çağının en önemli albümlerinden birine imza atacacaktı.�Grunge�ın dört büyükleri arasındaki en depresif ekip olan Alive İn Chain dahi �Dirt� albümüyle 3milyondan fazla satacaktı.San diego�dan Stone Temple Pilots da Seattle çıkışlı olmamasına rağmen grunge�ın yıldız yaptığı beşinci grup olacaktı.
Mainstream�den Kopuş
Doğa kanunlarının bir gereği olarak grunge akımı da mainstream�deki hakim konumunu yitirdi,hem de tıpkı yükselişi gibi çabuk bir şekilde .Bunu farklı birçok sebebe bağlamak mümkün ama ilk akla geleni tabiî ki Nisan 94�te aramızdan ayrılmasıydı.nasıl hippie kuşağı Jimi Hendrix ve Janis Joplin�in ölümleriyle derin bir umutsuzluğa kapılmışsa,grunge da öyle kaybetti yolunu;rehberi saydığı adam kimseden bir farkı olmadığını iddia etse de�Evet,grunge�ın mainstrean�de kalması bu açıdan paradoksaldı belki de;Kurt Cobain,Layne Staley,Andrew Wood gibi adamların genç yaşta bu dünyadan göçüp gitmeleri,sistemle asla barışamayacaklarını ortaya koyuyordu bir bakıma.Mother Love Bone zamanında kariyerist idealleri olan Jeff Ament ve Stone Gossard dahi,�Ten� 12milyon sattıktan sonra gruplarının şan-şöhret meselesine dayalı bir çizgide var olmasının imkansız olduğuna karar verdiler;yıllar geçtikçe Pearl Jam�i klip çekmeyen ,albümlerini bilinçli olarak az sattıran,endüstrinin kurallarına karşı koyan bir grup haline getirdiler.İşte bu yüzden değerliydi grunge,o ruha sahip gruplardan hiçbirisi baştaki isyanına ters düşecek bir noktaya gelmedi.Kimisi için böyle bir şekilde ihanet etmemenin karşılığı ölmek,kimis için de ortadan kaybolmak olsa bile�
Post-Grunge
Grunge belki bitti ama etkisinin hala var olmadığını söylemek mümkün değil.Alternatif sound�u mainstream�e taşıyan,punk�ı günümüz dinleyicisine taşıyan grunge,Amerika�da Green Day ve Offspring�in başını çektiği yeni kuşak punkların global ölçekte başarılı olmasına imkan sağladı.Grunge İngiltere�de de gitara düşkün bir müzik sever kuşağı oluşturdu.Blur,Pulp gibi yıllanmış gruplar yerüstüne çıkmayı başarırken Oasis,Ash,Supergrass gibi gruplar yüksek tirajlar yakaladılar.90�lar ortasından itibaren Amerika dışında Silverchair(Avustralya),Bush(İngiltere) gibi gruplar Seattle sound�unu yaşatmaya çalıştılar.İlerleyen yıllarda Amerika�da Creed, Nickelback gibi gruplar daha da yüzeysel birer grunge yorumuyla daha da başarılı oldular ancak eleştirel açıdan hiç ciddiye alınmadılar ve endüstride herhangi bir etki de yaratmadılar.Ancak 2000�ler rock�ını yeniden heyecanlı kılan,The Strokes�la başlayan retro akımın birçok temsilcisinin ellerine gitar aldıran,punk denen şeyin ne olduğunu anlamalarını sağlayan grubun da Nirvana olduğunu düşündükçe,grunge�ın silinmesi imkansız etkisini daha net anlıyoruz,Ama şaşırmıyoruz;1991,yıl 0.Sadece bir müzik türüne değil,milyonlarca kişiye hayat öpücüğü verdi grunge;kimbilir daha kaç hayatı değiştirecek!
Experimental rock
Experimental rock, her ne kadar tanımlama açısından mantıklı bir terim olsada en az drone rock kadar yapay bir müzik türü gibi geliyor aslında kulağa, evet; deneysel olan her müzikte olduğu gibi basit olarak giriş, nakarat ve sonuç bölümleri ile trafiklendirilmemiş bir rock türü experimental rock. ancak hal böyle olunca, karşımıza kolay kolay bir kümede toplanabilecek tarzlar çıkmıyor çoğunlukla, mesela can'i de, sonic youth'u da bu kategori içine koyabiliriz, faust'u da, tool'u da ... ... buradan yola çıkarak ana fikir olarak bir yargı koyarsak ortaya; arı olmayan ve kategorize edilemeyen her şekil rock müziğe experimental rock'dır diyebiliriz. fakat yine de deneysel rock müziğin en önemli özelliği, şarkıların trafiği ile alakadar aslında ... örnekler; john cale, brian eno, tortoise, trans am, boredoms, slint, mogwai, godspeed you black emperor, mr bungle, flying saucer attack, do make say think, rachels
Alternatif Rock
Alternatif Rock, 1980'lerin sonunda hard rock'a bir alternatif sunmak amacıyla ortaya çıkmış, dinleyiciye yeni bir armoni anlayışı sunan müzik türlerinin tümüne verilen isimdir. Tabanı punk-rock'tır. grunge, indie rock, brit pop, indie pop gibi birçok farklı müzik türünü içinde barındırır. R.E.M., Sonic Youth, Nirvana, A Perfect Circle, Pixies, Cure, Oasis, Placebo gibi gruplar bu türlere örnek verilebilir.
Altüst Röportaj
Muğla’da iki genç tarafından kurulan bir grup Altüst. Vokalde Emrah’ın, gitarda ise Gökhan’ın yer aldığı grup, Emre Aydın ve Aydilge gibi isimlerin destek verdiği demoları ile dikkat çekiyor.
Müzik hikayeniz nasıl başladı?
2005 yılının nisan ayıydı yanılmıyorsam, Gökhan ve ben beraber birşeyler yapmaya karar verdik ancak buna grup olalım v.s. diye başlamadık. Ben söz yazıyordum Gökhan’da esasında bunların birer şarkı olabileceğine inanıyordu ve böyle başladık. Eğer sorduğun soru müziğe nasıl başladığımızsa, boşver onu : )
Muğla’da yaşıyorsun bildiğim kadarıyla? Sence bir müziği üretirken yaşadığın yerin önemi var mıdır?
E tabi ki vardır. Eğer bir demo kaydı için taa 600 km aşıyorsan ve ardından gitar çalıp, vokal yapman gerekiyorsa. Şarkı orada oluşuyorsa ve sen muhtemelen sıçıp seni eleştirenlere de bakın beyler bu iş böyle böyle oldu diye anlatamazsan tabi ki var. Adam durmadan detone var, cart var curt var. Eyvallah bizde duyuyoruz onları ama gel gör ki o kadar şarkıyı bir günde yapmazsak yemek yiyecek paramız kalmayacak yada bu işi yapmayacağız. Burada akıl vereceğine daha iyisini otur yap demek düşüyor da sorudan saptık : )
Geçmişten veya günümüzden rock veya daha başka tür müzik yapan müzisyenlerden etkilendiğin isimler var mı? Kendinize özgü bir şeyler oluşturmak istersiniz elbette ama rock müzik geleneğinden faydalanacağınız kimseler var mı?
Tabi ki var. Feridun Düzağaç’ın söz yazım tekniği, bunalımı, melodileri hep mest etmiştir beni. Leman Sam’da aynı şekilde. Bir diğer yandan çocukluğumun grubu dediğim Ezginin Günlüğü, 2004 yılında Git ile söz yazımına ve Türk müziğine yeni bir tarz getiren
6.cadde ve devamında emreaydın… daha bir ton insan sayabilirim… aaa unutmadan mor ve ötesi çok etkilenirim hala yaptıkları her işten. Gripin de öyle, sahnede duruşum Birol abi gibidir mesela… ah bir de durduğum gibi söyleyebilsem : )
Emrah senin web tasarımı konusunda da becerin var. Mesela Gripin, Mor ve Ötesi ve Emre Aydın’ın sitelerini yapmışsın. Bu isimlere yakınlaşmanda bu işin bir etkisi var mı? Çünkü mesela Emre Aydın’ın bazı demolarına katkısını görüyoruz.
Tabi ki var. Yok dersem yalan olur, ama sadece cesaret konusunda yararı oldu. Örneğin ben lise de kendimi konserde söylerken hayal edip dolaşırken caddelerde az küfür yemedim şoforlerden : )
Yeri gelmişken demolardan bahsedelim biraz da. Demoların geniş bir yelpaze sunuyor gibi geldi bana. Adını Sen Koy ve Aydilge ile yaptğın düet gibi mesela.
Abi şimdi durum şu, ben arabesk dinlerim… dinlemem diyene de saygı duyarım. Ama çok fazla dinlemem, ama dinlediğimi de çok sever kafama takarım. Bunun yanında elektronik müzikte severim, rock müzikte… ee ne yapmak lazımdır? Harman…
Seni şiirlerinle de tanıyoruz Emrah. Şarkı sözü yazmakla şiir yazmak arasında fark varsa eğer, bu nedir sence?
Şarkı sözü yazmak insanı kısıtlıyor, oturup hadi şarkı sözü yazayım diye bir şeyim olmadı hiç. Ben genelde şarkı sözlerini yürürken yazıyorum, şiirleri otururken. Tek fark bu, ciddiyim.
Şiirlerinde ve şarkı sözlerinde bir depresiflik var gibi?
Matematik bölümünde 4. yılım ve geçtiğim kredi sayısı 14, ailem bunu bilmiyor, maddiyat mahvolmuş, kız arkadaşım başka şehirde, telefonun sürekli şarjı bitiyor, küresel ısınma başladı ve hayat inanılmaz derecede yorucu. Bırak ta olsun ya depresiflik.
Sen sözleri yazarken müzikal anlamda bir fikir yürütüyor musun? Sana göre şarkı müzikle mi ön planda olur yoksa sözle mi?
Sözle : P, ama bok gibi bir sözü de müzikle deli dehşet sunabilirsin insanlara. Ama söz benim için en önce gelir. her şeyden önce. At avrat söz : P
Rock müzik hakkında düşüncelerin nelerdir? Kendine bir siyasi rol çiziyor musun bu bağlamda?
Eğer yaşıyorsak ve bir şeyler düşünebilecek kapasitedeysek siyasetin içindeyizdir. Rock müzik bana hayatın kendisini sunuyor çünkü sınır tanımıyor. Rocker’im diyemem ama rock dinliyorum diyebilirim. İkisi farklı şeyler. Ama cümle git gide saçmalaşmadan toparlayım, siyasi çizgi esasında dinlediğin müzik ile doğru orantılıdr fakat günümüzde her şey topaç.
Bir de tarzlar var tabi. Sen bu tarz olayına nasıl bakıyorsun? Kendini ve grubunu bir tarz’a sokabilir misin? İstersen birden fazla tarz’a da sokabilirsin elbette :)
Bilmem, bu işi harbiden bilenlere sorduk. İsim koyamadılar, biz diğer gruplar gibi Altüst rock demek isterdik ama bana sanki daha çok bilmiyormuşum gibi geliyor. Daha çok demo yaptıkça sizde anlayacaksınız…
Bir albüm çalışması var mı?
Henüz yok ama http://www.altust.org üzerinden albüm çıkmış kadar büyük bir kitle olduğundan o ciddiyette bir çalışma var tabi ki bizde de.
Başka söylemek istediğin bir şey var mı?
Bu güzel roportaj için sana çok teşekkür ederim.
www.rockturk.com hayırlı, uğurlu olsun. Umarım çok güzel işler başarırsınız.
MekanLaR
>>Kapak Rock Cafe & Bar | Istanbul
Tanitim:
metal müziğinin en iyilerini burda dinleyebilir ve sinevizyonda en yeni ve en güzel clip’leri izleyebilirsiniz
Adres / Iletisim :
Sadri alışık sokak no:32 kat:2 Beyoğlu
(((karakolun sokağı. karakolu geçince neva bar var hemen yan binası tabelayı göreceksiniz 2.kat )))
Telefon:
Mekan Türü:
Müzikler:
70&80 heavy-death-black-thrash
>>Ooze Venue | Izmir
Tanitim:
Bornova Merkez’de bulunan Hükümet Konağı’nın önünden Ege Üniversitesi’ne doğru yürürken 100 mt. ileride Bornova Sürücü Kursu binasının bulunduğu sokağa girince sol sırada yer alır. Taksi ile gelmek istediğiniz zaman Ege Üniversitesi girişindeki Osman Kibar Meydanı’ndan yada Büyük Park tarafından Rektörlük’ün bulunduğu caddeye girerek, Murat Köşkü’nün bulunduğu caddeye sapın ve caddeyi takip edin. Migros’u geçtikten sonraki ikinci sol sokaktan sola dönerek inebilirsiniz.
websitesi : http://www.ooze-venue.com/
Adres / Iletisim :
Kazım Karabekir cad.no:46 Bornova Ata durağı Bornova
Kazım Karabekir cad.no:46 Bornova Ata durağı Bornova
Kazım Karabekir cad.no:46 Bornova Ata Durağı
Telefon: 0232 388 78 70 - 388 30 35
Mekan Türü:
bar
Müzikler:
Rock ağırlıklı müzik çalınıyor.
>>JÜBİLE KAFE | Istanbul
Tanitim:
JÜBİLE CAFE EŞSİZ DENİZ MANZARASI İLE İNANILMAZ DAKİKALR YAŞATIYOR.
ADRES
Adres / Iletisim :
İSTİKLAL CAD BEYOĞLU HAN KAT 5 TAKSİM /İST
Telefon:
Mekan Türü:
CAFE
Müzikler:
ROCK,JAZZ,KALSİKBATI
>>Fix Rock Cafe | Yalova
Tanitim:
çok güzel metal-rock şarkıları çalıyorlar
terasında armut minderler var ve inanın çok rahat =)
Adres / Iletisim :
ziraat bankasının üç bina yan tarafında Capish mağazasının karşısında baritanın yanında =)
Telefon:
Mekan Türü:
Rock
Müzikler:
Rock-metal-black metal
>>sıfırın altın da rock | Kirsehir
Tanitim:
çok güzel kendinizi bulacağınız bir mekan
Adres / Iletisim :
ankara cad. KIRŞEHİR/ MERKEZ
Telefon:
Mekan Türü:
CAFE
Müzikler:
ROCK
Rock’n Dark Express 2008 İçin Başvurular Başlıyor
Gelenekselleşme yolunda çok önemli adımlar atan Rock’n Dark, ikinci organizasyonu ile tekrar amatör gruplara sesleniyor.
Türkiye Rock Müzik Yarışması, “Efes Dark” sponsorluğunda bu yıl ikinci kez yapılıyor.
Amatör grupların yarışacağı ve birinci olan grubun albüm yapma fırsatını yakalayacağı yarışma, 9 ilde 10 ayrı organizasyonla (Eskişehir, Samsun, Adana, Antalya, Ankara, İstanbul, Bursa, Çanakkale, İzmir) müzik severlerle buluşacak. Ünlü Rock grupları ve sanatçılarının katılımıyla gerçekleştirilecek olan organizasyona başvurular 1 Kasım 2007 tarihinden itibaren www.efesdark.com.tr web adresinden yapılacaktır.
Geniş Bilgi ve Başvurular İçin: www.efesdark.com.tr
**Not: Yarışmanın düzenleneceği mekanlar şehirlere göre internet üzerinden açıklanacaktır.
Rock Station Open Air Fest
10. Rock Station Open Air festivali 8-9 Eylül tarihlerinde ODTÜ mezunları derneği Vişnelik Çim Amfide gerçekleşecek.
İlki 26 Ekim 1997 tarihinde gerçekleşen Rock Station Open Air festivali, Türkiye’nin düzenlene gelen ilk rock festivali olma özelliğini taşımaktadır. Ankara ve çevre illerden gelen rock müzik tutkunlarının vazgeçilmezi haline gelen festival bu sene 10. kez karşınızda. Tuborg’un ana sponsorluğunda yapılan festival bu sene de rock müzik alanında isim yapmış sanatçı ve grupların katılımıyla on binlerce müziksever ile buluşmaya hazırlanıyor. Festival, dev bir yeşil bir alan olan ODTU mezunları derneği Vişnelik Çim Amfi’de gerçekleşecek.
2 gün süren festival; Ankara’nın kültür, sanat ve eğlence hayatına yeni bir değer ve canlılık katarken, bir yandan da Anadolu’da gerçekleşen en büyük rock festivali olma özelliğini kazandı. Bu anlamda geçirdiğimiz 10 sene içinde festival, Türk ve Dünya basınında 50den fazla haber olmuş ve televizyon haberlerinde geniş yer almıştır. Festival; 8 Eylül’de kapılarını tüm rock severlere açacak ve rock müzik severleri bu yılda rock’a doyurmayı amaçlıyor
Power Metal
Power Metal
Power Metal müziği Almanya ve İskandinavya öncülüğünde doğmuş ve yoluna devam etmiştir. Bilinen en eski power metal şarkısı Rainbow'un 1976 yılında çıkardığı "Stargazer" şarkısıdır...
Power metal tam manasi ile 1980'li yılların başında Alman grubu Helloween ile başladı. Iron Maiden ve Judas Priest'ten etkilenen grup özellikle "Keeper Of The Seven Keys" albümü ile zirveye ulaştı. Power Metal aslında 1970'li yılların Rock gruplarından kalma bir mirastır. Değişen müzikalite içinde 70'li yılların Rock gruplarının müziklerine biraz daha tempo ve melodi eklenmiştir. 70'li yılların gruplarının kullandıkları kişisel yaşam hikayeleri, tarihsel olaylar, sosyal yorumlar ve yaşamın gerçeklerini konu alan şarkı sözlerine ek olarak yeni gelişen power grupları şarkı sözlerinde kozmolojik ve metafiziksel konular eklenmiş. Ayrıca bilim kurgu, mitoloji ve fantezide şarkı sözlerinde yer almıştır. Özellikle Tolkien ekolünden gelen gruplar ön plana çıkmışlardır. (Blind Guardian, Iced Earth ve son zamanlarda Elvenking)
Power metalde vokaller genellikle normaldir. Yani bir death metal vokali gibi değildir. Bununla beraber iyi bir power metal vokalisti olmak için gerçekten güçlü bir sese ihtiyaç vardır. Vokal oyunları yapabilecek, sözlerdeki duyguyu vokali ile verebilecek iniş ve çıkışları yapabilecek, ses eğitimli kişiler tercih edilir. Genelde konservatvuar eğitimi almış kişiler ön plandadır. Power metal grupları klasik metal grupları düzenindedir, iki gitar, bir bas gitar, bateri ve vokalden oluşur. Bazı gruplar klavye de kullanmıştır. İtalyan Rhapsody gibi gruplar ise senfonik enstrümanlar (keman, yan flüt, pan flüt, viola vb..) kullanarak müziklerini zenginleştirmiştir.
Power Metal, Heavy metalden müzik ritmi (buradaki anlatım 4/4 ve 3/4 lük müzik altyapıdır, metronom kullanılarak yapılan, üzerinde ciddi çalışma ve emek harcanan müzik altyapısı) ve tempoyu almıştır. Şarkılarda inişler ve çıkışlara çokça rastlanır. Bir power şarkısını dinlerken sözlerini anlamasanızda vokalistin ses tonundan şarkıdaki mutluluğu yada üzüntüyü, melankoliyi hemen yakalayabilirsiniz. Vokal genelde gruptaki diğer elemanların arka alan vokalleri ile beslenir, bir koro havası yaratılır.
Gitar riffleri daha komplike, üzerinde çalışılmış yüksek gitar tekniğine dayanan rifflerdir. Zaman zaman akustik gitar kullanılarak daha melodik bir hava yaratılır. Bas gitar ve bateri genelde ritm enstrümanları olarak kalır ve ön plana çıkmazlar.
Thrash metalin içindeki o sertliğe karşın, power metaldaki melodi; dinleyicileri iki ayrı kitleye bölmüştür. Fakat Iron Maiden ve Judas Priest'in öncülüğünü yaptığı power metalde daha sonra Amerikan kaynaklı gruplar devreye girmiştir. Attacker, Jag Panzer, Iced Earth, Liege Lord, Savatage ve Queensryche. Buna karşı olarak Avrupa'dan Helloween, Gamma Ray, Blind Guardian, Running Wild ve Grave Digger ön plana çıkmışlardır. Burada özellikle iki gruba özel paragraf açmak gerekir Blind Guardian ve Iced Earth; tartışmasız power metal müziğin en iyi ve en ünlü gruplarıdır.
Blind Guardian :1988 yılında müziğe başlayan Almanya'lı bir gruptur ve çok ciddi bir Tolkien hayranıdır. Hatta "Yüzüklerin Efendisi" serisi çekildiği zaman çok tartışılmıştı, filmin müziklerinin Blind Guardian tarafından yapılması yönünde. Grubun vokalisti Hansi "Hiçbir ücret almadan filmin müziklerini yapmak isteriz" demişlerdi ama Peter Jackson (Yönetmen) olaya biraz ticari baktığı için Enya gibi şarkıcıları seçti. Hayranlar açısından bu büyük bir hata idi ve büyük hayalkırıklığı yarattı. Grup 1998 de çıkardığı Nightfall in Middle-Earth albümünde tamamı ile Yüzüklerin Efendisini konu almış ve bütün şarkılar bu seri üzerine yazılmıştı. FRP ve Tolkien hayranları; müzik zevkiniz ne olursa olsun, eğer bu albümü dinlemediyseniz çok şey kaçırmışsınız demektir. Acil olarak albümü alın ve sözleri ile beraber albümü hazmedin.(Her ne kadar FRP ve Power Metal iç içe geçmiş iki kültür gibiysede, birbirinden haberi olmayan fanlar hala mevcut.)
Iced Earth : 1991 yılında Iced Earth albümü ile müzik piyasasına dalan grup, gerek müzik teknikleri gerekse şarkı kaliteleri ile hemen diğer gruplardan sıyrılmış ve kendilerini göstermiştir . Efsanevi Melancholy şarkısını dinlememiş metal dinleyicisi hemen hemen yoktur denilebilir. Son çıkardıkları 2004 Glorious Burden albümünde Amerikan İç savaş tarihine değinen grup, Power Metal tarihinin en iyi iki grubundan birisi olmayı haketmiştir.
Son senelerde değişik ülkelerden gruplar piyasaya çıkmış ve gerçekten son derece kaliteli albümler yapmıştır.Bunların en önemlileri Finlandiya'dan Sonata Arctica, Brezilya'dan Angra, italya'dan Rhapsody ve Elvenking gruplarıdır.
Heavy MetaL
Heavy MetaL
Agresif yapısı, akıcı ritmleri, yüksek frekanslı gitarları, bambaşka vokalleri ve karanlık temalı yapısıyla rock müziğinin bir formu olarak karşımıza çıktı Heavy Metal. Aslında biraz daha derin bakacak olursak heavy metal; blues rock ve pop müziğin evrim geçirip değişmesiyle ortaya çıktı. 1967 ve 1974’teki ilk dalgalanma tamamen pop ve blues ürünüydü. 1991 senesinden sonra Heavy Metal; Hard Rock türlerine ve Grunge’a dönüşmeye başladı....
İlk Örnekler Ve Etkileri
İngiliz grupları arasında hayli popüler olan ve bir çoğuna ilham kaynağı haline gelen Amerikan Blues müziği, Rolling Stones ve The Yardbirds gibi rock grupları tarafından temposu artırılmış, akustik yerine elektro gitar kullanılmış halleriyle tekrardan derleniyordu. (Bu etkilenme sadece blues'dan değildi tabi, rock ‘n' roll’un da -özellikle Elvis Presley-etkisi büyük oldu) Blues müziğin bu şekilde güçlenmesi entelektüel ve sanatsal çevreler arasında merak uyandırdı. Müzisyenler, tecrübelerini, düşüncelerini, hislerini insanlara amfilerle güçlendirilmiş bu gitarlarla daha yüksek, daha şiddetli aktarma yolunu seçtiler. Bateristler tarzlarını, elektro gitarların yüksekliğine ulaşabilmek için blues-rock tarzının basit ve tek düze davulundan, daha güçlü, daha şiddetli, daha kompleks bir hale getirirken, amfilere güvenen vokalistler ise tekniklerini değiştirerek hatta geliştirerek, daha şekilli, yer yer daha dramatik bir hale büründüler..
Amfilerin sayısız avantajları ve yeni kayıt teknolojilerinin gelişmesiyle, heavy metal gücünü iyice hissettirmeye başladı. Genel kanı olarak heavy metal; Led Zeppelin ve Black Sabbath ile , 1960’larda İngiltere’nin Birmingham bölgesinde, geleneksel blues standartlarının dışında hatta ötesinde bir müzikle ortaya çıktı. Her iki grupta, blues-rock’ta kullanılan gitarın sesini yükselten ve Amerikan müziği ile Avrupalı beyaz rockerlar arasında köprü kuran Jimi Hendrix gibi isimlerin de olduğu Amerikan "psychedelic rock" müzisyenlerine büyük ilham kaynağı oldu. Bazı gruplar ise başka türlü etkilendiler bu gruplardan. Mesela Vanilla Fudge psychedelic pop tınılarını, heavy metal’in ortaya çıkmasında büyük katkıları olan İngiliz, The Who ve The Kinks gibi biraz daha aşağı çekti. Öteki anahtar grup ise, heavy metalde üç kişilik grupların mevcudiyet örneği olan Cream’di. Bazıları için ise The Beatles, kullandığı distortion ve yoğun aranjmanlarıyla metalin ortaya çıkmasında katkısı bulunan anahtar gruplardandı. Belki de ilk heavy metal şarkısı olarak The Kinks’in 1965 yılında yaptığı You Really Got Me yi gösterebiliriz. Fakat metal otoriteleri bu konuda bir anlaşmaya varabilmiş değiller. Bazıları Blue Cheers’ın 1968'lerin sonuna doğru yaptığı Summertime Blues derlemesini ilk heavy-metal şarkısı olarak gösterirken, bir grup Beatles’ın Helter Skelterini bir grup da The Jeff Beck Group’un Truth albümünü, bir kısım da Led Zeppelin’in Led Zeppelin albümünü ilk metal şarkıları olarak göstermekte-ki Led Zeppelin’in çıkışıyla bütün dünya heavy metalin doğuşunu kabul etmekte.
Heavy Metalin Kökleri.
Heavy Metal teriminin nereden çıktığı tam olarak bilinmemekte. Bir inanca göre bu terim, William S. Burroughs’ın 1962’de yazdığı The Soft Machine adlı romanın karakteri Uranüslü Willy, the Heavy Metal Kid’den ortaya çıktı. 1964’te yazdığı ikinci roman Nova Express’te ise yarattığı heavy metal temasını geliştirerek uyuşturucu bağımlılarına bir metafor haline getirdi. Romanların anlattığı diğer konu ise gittikçe mekanikleşen dünya ve programlanmış hayatları sonucu makineleşen insandı.
Hastalıkları, uyuşturucuları ve parazit hayatları - Uranüsün Heavy Metal İnsanlarının dört bir yanı buharlaşmış mavi banknotların yarattığı sis ile kaplıdır- ve metal müzikleriyle Minraud’un böcek insanları Burroughs, William S. (1964) Nova Express. New York: Grove Yayınları. Sayfa, 112. Blue Öyster Cult’un prodüktörü, menajeri ve şarkı sözü yazarı olan Sandy Pearlman, 1970’te heavy metal terimini rock müziğinin içine sokan ilk kişi olarak tarihe geçti...
1960’ların sonuna doğru Led Zeppelin, Black Sabbath, The Move gibi grupları çıkaran Birmingham endüstrinin kalbi halindeydi ve bazıları heavy metal teriminin buradan çıktığını iddia ediyordu. The Move da, biyografilerinde bu iddiayı destekliyordu.
Bir başka iddia da -ki muhtemel- bu terimin 1967 yılında Jimi Hendrix’in yaptığı müziği tanımlamak amacıyla gökten düşen heavy metal gibi sözüyle ortaya çıktığıdır. İddialar bitiyor mu? Hayır! Başka bir iddia ise bu sözün Steppenwolf’un 1968’de çıkardığı Born to be wild şarkısında geçen heavy metal thunder cümlesinde geçtiğidir:
"I like smoke and lightning
Heavy metal thunder
Racin' with the wind
And the feelin' that I'm under"
Heavy kelimesi (ciddi ve derin anlamında kullanılmakta) daha önce Iron Butterfly’ın 1968’de çıkardığı Heavy adlı ilk albümü ile hippi ve şehir argosuna girdi.. Gerçek şu ki daha sonra Led Zeppelin’in heavy metal ismiyle bütünleşmesi sonucu, terim şu an kullanılan anlamını kazandı.
Kökeni yüzünden ilk başta sadece belli bir kesimin kabullendiği heavy metal terimi daha sonra hayranları tarafından da kabul gördü. Deep Purple gibi kökeni progresif rock olan gruplar ise kendilerini daha sert ve daha iyi ifade edeceklerine inandıkları heavy metal havuzunun içine attılar.
1970’lerin heavy metal tarihi, müzik tarihçileri tarafından sık sık görüşülüp tartışılmıştır. Bazıları, hair metal'in pop kitlesini kendisine çektiği 1980’lerde büyük başarı yakalayan Blue Öyster Cult gibi grupları örnek gösterip bu döneme maddi çıkar devri dese de çoğu tarihçi bu grupları önemsemeyip Eddie Van Halen ve Randy Rhoads gibi klasikler üzerine yoğunlaşır. 70 sonlarının genç kuşağa hitap eden (ve en büyük örneği Sex Pistols olan) punk rock'ı da kimileri için çok önemlidir. 1980’lerde Iron Maiden ve Judas Priest gibi İngiliz gruplarla beraber doğan Yeni Dalga İngiliz Heavy Metal’i de(N.W.O.B.H.M) heavy metal tarihi için çok parlak bir dönemdir. Aynı senelerde heavy metal, hardcore, punk, ve alternative rock'ı da etkilemiş, ortaya death metal gibi yeni alt türler çıkmaya başlamıştır.
Jimi Hendrix’in önceki senelerde öncülüğünü yaptığı gitar ustalığı bayrağını 70 sonlarında Eddie Van Halen aldı. Van Halen’ın 1978 yılında çıkardığı solo albüm Eruption çoğu tarihçi tarafından bir dönem noktası olarak nitelendirildi. Ritchie Blackmore (Deep Purple), (Ozzy Osbourne ile birlikte) Randy Rhoads ve Yngwie Malmsteen ise gitara daha da yoğunlaştı, böylece klasik gitarlar da artık heavy metal konserlerinde kullanılmaya başlandı. Heavy metalde yaşanan bu patlamayı sonradan Ronnie James Dio, Judas Priest ve belki de saf heavy metal yapan son grup olan Iron Maiden sürdürdü. Özellikle Iron Maiden’dan sonra metal, saldırganlığın limitini aştı ve müzikal anlamda çok büyük sıçrama yaptı.
Metal müzik Avrupa ve Amerika'da farklı kulvarlarda ilerliyordu. Iron Maiden ve çağdaşları Avrupa metalini ilerletirken Amerika'da, özellikle Los Angeles'ta Mötley Crüe ile başlayan bir hair metal furyası vardı. 80’ler boyunca hair metal Amerika’yı ve pek çok ülkeyi etkisi altına aldı. Def Leppard, Ratt, Poison ve Guns n'Roses gibi devler de buna yardım etti. Hair metalin yaptığı müzik belirli bir görüşü savunsa da bu tür çoğu zaman doğal ve akışında ilerleyen has bir metal türü olarak görülmedi. 90’lara gelindiğinde ise punk rock’dan etkilenmiş bir alternatif rock müziği ortaya çıktı: grunge. Özellikle Seattle dünyaya pek çok grunge grup kazandırdı. Nirvana, Pearl Jam ve Soundgarden grunge müziğin en büyük isimleri oldu.
Klasik rock parçalarının coverları da çoğu metal grubunun repertuarında yer edindi. Örnek vermek gerekirse heavy metal öncesinin efsanesi The Beatles grubunun Helter Skelter şarkısı. Dönem gereği metal ruhunu verebilen ama müziğini veremeyen bu şarkının Mötley Crüeversiyonu bu coverlar içinde en önemli ve en faydalılarından biri olmuştur.
Hatırlanması gereken bir diğer nokta da heavy metalin, Afrika-Amerika’dan gelen ve siyahların elinde olan blues-rock’ın tam zıttı yani "beyaz olduğu yanılgısıdır. Bu yanılgının oluşmasının sebebi dinleyici kitlesinin ve metal müzisyenlerinin çoğunun beyaz olmasıdır. Ama unutmamak gerekir ki bu iddiayı kıran gruplar da metal tarihi içinde var olmuştur. Hem müzisyenleri hem de dinleyicileri karma olan bu gruplardan Thin Lizzy’s Phil Lynnott ve Living Colour sadece ikisidir..
Heavy Metalde Enstrümantal
Metal müzikte kullanılan enstrümanlar genelde şu şekildedir: bir bateri, bir bas gitar, bir ritim gitar, bir lead (lider, öncü) gitar, bir vokal ve bazen bir klavye. Tüm bunların içinde heavy metalde en önemlisi tabiki gitar[b]'dır. Gitarların amplifikasyonu ve elektronik geçişler sesi kalınlaştırmak için kullanılır. Heavy metal vokalistlerinin de çeşitli üslupları ve tarzları vardır. Boğazı yormayan temiz vokallerden, hırıltılı çıkan derin vokallere, çığlığı andıran yüksek ve tiz tonlardan böğürtülü brutal vokale. Örneğin [b]black ve death metal bozuk ve gırtlaktan gelen bir vokale eğilimlidir. Hatta bazen vokalistin ne söylediğini anlamak bile güç olabilir. Çoğu zaman vokal o kadar ham ve işlenmemiş durur ki (Cannibal Corpse gibi) tekrar etmesi ya da eşlik etmesi çok güç olabilir. Ama tüm bunların aksine gayet anlaşılır ve düz vokaller de seçilebilir.
Karmaşık sololar ve riffler heavy metal için çok önemli öğelerdir. Heavy metalde gitarın ve baterinin bir standardı varmış gibi gözükse de müzik her zaman sınırsızdır ve her şeye açıktır. Finlandiyalı Apocalyptica buna güzel bir örnektir. Adeta kendi heavy metal türlerini yaratan grup kategorize edilmesi zor bir şekilde metalin karanlık tarafını müziğiyle işler. Kendi stillerini yaratmak için soundlarına bozuk ritimlerden koro vokallere kadar pek çok alkışı hakeden orijinal öğeler katmışlardır.
The Who ile birlikte ilk dönem heavy metal örneklerinden olan Amerikalı grup Grand Funk Railroad, sahne şovlarında ses seviyesine önem veren belki de ilk gruplardandır. Sesin derecesi, heavy metalde neredeyse müzik kalitesi kadar çok önemli bir faktördür. Heavy metali sırf yüksek sesi yüzünden dinleyip tatmin olan kitlenin sayısı azımsanmayacak kadar az olmamıştır. Özellikle Motörhead ve Manowar yüksek ses bakımından heavy metalde önemli gruplardır. Hele hele Manowar, tarihi boyunca hep en yükses sese sahip grup olarak övünmüş, hatta bu konuda rekorlar dahi denemiş ve kırmıştır. (1984 yılında yaptıkları şarkı All Men Play On Ten bunu anlatır.)
Heavy Metalin Teması
Bir sanat türü olarak Heavy Metal, müzikten çok daha fazlasıdır; dinlenebilir olması kadar görseldir de. Albüm kapakları ve sahne şovları müziğin kendisi kadar önemlidir. Bu yüzden Heavy Metal tarihi boyunca çoğu sanatçı işbirliği içine girmiş, dinleyicilere geniş bir perspektif sunmuştur. Bu bakımdan Heavy Metal, tek bir metodla icra edilen diğer tüm sanat biçimlerinden bile ayrılabilir. Çünkü resim görsel olarak, semfoni işitsel olarak icra edilirken bir Heavy Metal grubunun imaj’ı ve ortak tema’sı albüm kapağından sahne tasarımına, şarkı sözünün tonundan müziğin sesine kadar pek çok öğeyi birleştirir.
Rock tarihçileri Batı pop müziğinin, Heavy Metal’i gerçekten uzaklaşan, fantastik lirikler yazma konusunda etkilediğini düşünür. Afrika-Amerika Blues müziği ise Heavy Metal'e kaybetme, depresyon, yalnızlık gibi saf gerçekliği katmıştır.
Eğer Heavy Metal, işitsel / tematik öğelerini blues müziğinden almışsa, görsel özelliklerini de pop müzikten almıştır. Karanlık, şeytan, güç ve kıyamet temaları, hayatın problemlerinin gerçekliğini dile getiren fantastik dil özellikleridir. Bunların yanında, 1960’ların hippi kültüründen gelen barış ve sevgi nin reaksiyonu olarak Heavy Metal bir karşı-kültür olarak gelişmiş, karanlığın yerine ışık, pop müziğin mutlu sonu yerine de saf gerçeklik gelmiştir. Dinleyiciler her ne kadar Heavy Metal’in mesajının karanlık olmadığını iddia etse de eleştirmenler gerçekliğin negatif yönlerini yücelttiği için Heavy Metal’i suçlamıştır.
Heavy Metal’in temaları 50, 60 ve 70'erin neşeli pop kültüründen daha ağır ve ciddidir; savaşa, nükleer yıkıma, çevresel sorunlara, siyasi ve dini propagandaya odaklıdır.
Black Sabbath’ın War Pigs’inin ve Ozzy Osbourne’ün Killer of Giants’ının dönemin sorunlarının tartışılmasında büyük katkıları olmuştur. Gerçeğin yorumlanması Heavy Metal'de bazen çok basit olabilir; çünkü onun fantastik ve şiirsel dili karanlıkla aydınlığı, umutla düş kırıklığını, iyiyle kötüyü, grinin gölgesinde hiç kalmadan ayırabilir.
Bazıları Heavy Metal’le aşk şarkılarını ayrı yerlere koysa da çoğu hair metal şarkısı aşk konusuna odaklıdır. Biraz açmak gerekirse; 80’lerin hair metal’i, 70’lerin parlak rock hareketinin son dönemi, bitiş devridir. İkisinin arasındaki (makyaj ve sıradışı kostümler gibi) görsel benzerlikler bu tartışmayı daha da zora sokar. Rock, şiirsel olarak cinsel belirsizlik, özgür ifade ve bireyselliğe dayanırken hair metal, kesin ve emin bir şekilde daha maço ve heteroseksüeldi. Tabi diğer bir fark ta hair metal'in siyasi ve toplumsal sorunlara da diyecek bir lafı olmasıydı. Sonuç olarak, saf Heavy Metal kendisini pop kültürün asla merkezine değil, kıyısına köşesine koymuştur. Bu konumun yer yer merkeze doğru kayması ise sadece sanatçılık şerefini ve mesaj verme fırsatını bir kenara atıp ticari yaklaşımlarda bulunmakla olabilir.
Klasiklerin Etkisi
Heavy Metal’in klasik müziği benimsemesi Mozart ve Franz Liszt’den ziyade Bach ve Paganini’nin bıraktığı etkiye dayanır. Deep Purple ve Rainbow’un gitaristi Ritchie Blackmore 70’lerin başından beri klasik müziğin miras bıraktığı müzikal figürasyonlarla ilgileniyordu, Van Halen’in 78 yılında çıkardığı ilk albümü Eruption ise metalde klasik metal virtüözlüğü için çok önemli bir gelişmeydi. Aslında metal müziğin 80’li yıllarında görülen klasik müzik etkisi 18. yüzyılın ilk dönemlerinden gelir. Batı sanat müziğinin Barok dönemi de gotik öğeler olarak metale geçmiştir. Örneğin Ozzy Osbourne’un Mr Crowley (1981) albümünde Barok sanatından esinlenen gitar soloları ve Ozzy’nin efsane okultist Aleister Crowley’e yazdığı lirikler bulunuyordu. Yine de klasik sanat müziğinin tekniğini ve üslubunu kullanan metal müzisyenlerinin, klasik müzik yapmak ya da bir klasik müzisyen olmak gibi niyetleri yoktu.
Encarta Ansiklopedisi'nin iddiasına göre bir metni müzikle birleştirirken, Bach , metinin sözel gücüne eşdeğer bir müzik yazardı. Heavy Metal de kıyamet, karanlığın gücü gibi temaları işleyen metinleri müziğe çevirirken müzikle metinleri eşdeğer tutmaya çalışır. Bunun en güzel örneği Iron Maiden’ın Powerslave isimli konsept albümüydü. Kapağında dramatik bir Mısır piramiti manzarası olan bu albümün parçalarının genel konusu ölüm ve yaşamdı ve müzik te bu konuyu destekliyordu. Bu albümün parçalarından birinin adı da İngiliz romantik akımının önemli temsilcisi Samuel Taylor Coleridge’in klasiği The Rime of the Ancient Mariner (Yaşlı Denizcinin Şiiri) idi.
Önemli Sanatçılar
60’ların ilk müjdecilerinden, 80 sonralarının alt türlerini yaratanlara kadar Heavy Metal tarihi tartışılırken, üç ana aşamada bazı kilit, çok önemli sanatçıların adı listelenebilir. Bu sanatçıların tümünün İngiliz olması ise tesadüf değildir.
The Beatles, The Who, The Rolling Stones gibi 60’ların efsane rock grupları.
Led Zeppelin, Black Sabbath, Deep Purple gibi 70 ortalarının metale geçiş grupları.
Iron Maiden, Judas Priest gibi 70 sonları ve 80 başlarının Yeni Dalga İngiliz Heavy Metal akımı öncüleri.(N.W.B.H.M)
Kendilerini Heavy Metal grubu olarak tanıtanlar tabiki son aşamada yer alan gruplardır. 1980'lerin ortalarında Heavy Metal öylesine bir patlama yapmıştır ki dinleyici kitleleri, müzik şirketleri ve fanzinler yeni alt türlere isim koymaya başlamıştır. O dönemlerde bu alt türler henüz belirsiz olduğu ve sınırları belirlenemediği için bir sanatçıyı bir alt türe koymak zor olmuştur. Ama bu alt türler içinde en önemlileri başını Metallica ve Slayer gibi Amerikalı grupların çektiği thrash metal ve Ratt, Guns N’ Roses gibi yine Amerikalı grupların öncülüğünü yaptığı hair metal olmuştur. Bu dönemin diğer bir önemli grubu da tabiki Megadeth’dir. Thrash metal riffleriyle Judas Priest’in speed metal sololarını birleştiren Megadeth dönemine şüphesiz ki damgasını vurmuştur.
Heavy rock müziğin sonradan oluşan diğer bir türü de, en bilinen grubu Seattle’lı Nirvana olan 1990’ların grunge müziği olmuştur. Heavy Metalin etkisi görülse de bu müzik, Heavy Metalin bir alt türü olarak sayılmaz. Gitar soloların olmayışı belki de grunge grupların Heavy Metal adı altında anılmamasının en önemli nedenidir.
Kültürel Etki
Heavy Metal’in yarattığı etki, insanların günlük hayatında da gücünü göstermiştir. Heavy Metal’in teşvik ettiği hedonist (hazcı) insan doğası ve anti-dindar görüşleri toplumlar arasında öylesine etkili bir alt kültür oluşturmuştur ki, özellikle müslüman ülkelerde siyah t-shirt giymek bir tutuklanma sebebi haline gelebilmiştir. Batı ülkelerinde de durum farklı değildir. Heavy Metal dinleyicileri Batı'da da düşük zeka seviyeli kara cahiller tarafından sürekli taciz edilmiş, dinledikleri müziğin hem şiirsel hem müzikal anlamda sanatın ta kendisi olduğu bazen unutulmuştur. Heavy Metal'in imajı televizyon dizileri ve Beavis and Butthead, Airhead gibi filmler sayesinde popüler kültürde yükselmiş, kitleler tarafından benimsenmiştir. Bunların yanında çoğu metal grubu da günlük hayatın içine kadar girebilen işaretler, simgeler yaratmış. Ronnie James Dio tarafından meşhur olan kötülüğün gözü (ticari amaçla olsa da) çoğu Heavy Metal seveninin simgesi haline gelmiştir.
Heavy Metal, kostüm ve dış görünüm olarak ta çok belirli bir çizgi çizer. Uzun saç, deri ceket, metal takılar, dövme, küpe ve siyah renk bunlardan bir kaçıdır. Belki de diğer hiç bir müzik türünün böylesine karikatürize, net bir dış görünüm tarzı yoktur.
Alt Türler Ve Diğer Türlerle Bağlantılar
Heavy Metal kategorize etmesi güç bir şey kanıtlamıştır. Bazı metal fanları ve müziyenleri, oluşan bu türü ve alt türlerini değişmez sabit bir konsepte oturtmaya çalışsalar da diğerleri bu kısıtlamaya karşı çıkıp böyle bir sınıflandırmayı gereksiz buldular.
Heavy Metal, black metal, death metal, thrash metal ve diğerleriyle birlikte oluşan metal ailesi'nin dedesidir, en büyüğüdür. Çoğu metal türü kesin bir şekilde blues ve rocktan ayrılır, ama bazı alt türler Batı klasik müziğinin etkilerini de içerir. Bu sebepten dolayı, klasik heavy metal ve avant-garde black metal aynı aileye sahip olsa bile, ikisinin arasında önemli farklar bulunur. Saf Heavy Metal yapı ve ölçü itibariyle aslen blues kökenlidir. Black metal ve benzerleri ise her ne kadar ilk bakışta bozuk ve hızlı tekrar eden gitar sesleri gibi görünse de, klasik müzikten ilerlemiştir.
1970’lerin ortalarında kısa bir döneme sahip olan glitter rock için, Heavy Metal'in gerçek-fantazi karışımı temasının fantazi tarafı aşırı olanı denebilir. Iggy Pop, David Bowie, Alice Cooper ve Kiss bu alt türün en öncü ve önemli örnekleridir. En büyük öncüleri The Ramones, The Velvet Underground, The Stooges ve Sex Pistols olan punk rock da tıpkı heavy metal gibi öfkeli gençliğin sesi olarak doğmuş ama punk 1970’lerin Heavy Metal’inden çok farklı bir yöne gitmiştir. Heavy Metal’in ayrıca, tıpkı punk ve rock gibi aynı ruha sahip grunge’a da önemli etkisi olmuş, grunge’ın ilerlemesinde ve gelişmesinde de kayda değer bir rolü bulunmuştur.
80’lerin başlarında Iron Maiden ve Motörhead gruplarının başı çektiği Yeni Dalga İngiliz Heavy Metali de, metal müziğini (özellikle Avrupa’da) oldukça popüler yapmıştır. Bu periyod ayrıca orjinal Heavy Metal türünün zirvede olduğu dönem olarak ta bilinir...
Son olarak ;
Tüm bunların haricinde, Heavy Metal’den doğan pek çok başka alt tür, ve bu alt türlerden de doğan pek çok yeni alt tür vardır. Metal müziğin dedesi olan Heavy Metal ve onun oğulları, üreye üreye şu andaki köklü, asil ve kalabalık metal ailesini daha anlamlı bir ifadeyle "Metal Kültürünü" yaratmışlardır ve Metal sanatını dünyaya bahşetmişlerdir. Yazıda adı geçen, geçmeyen, metal müziğe bir notayla dahi katkısı olmuş herkese bu yüzden ve hayatlarımızı daha anlamlı kıldıkları için sonsuz teşekkürler.
